barikat şarkı sözleri ve digerleri
(17.01.2007 - 8:19:15 )
Barikat
Bugün Türkiye'nin en çok tartışılan gruplarından biri olan ve 2002 yılında yayınladıkları ilk albümleri "Güneşin Çocukları" ile Türkiye Hiphop hareketininin yönünü, tümden değiştiren Barikat, 1996 yılında Jöntürk öncülüğünde, sivil bir gençlik hareketi olarak Güneşin Çocukları adıyla Bursa'da kuruldu.
Uzun bir süre sonra, 40'ı aşkın kemikleşmiş kadrosuyla, 2001 yılına dek, yüzlerce söyleşi, konferans, tiyatro ve film gösterileri, müzik ve şiir dinletileri düzenleyerek toplumsal dönüşüme katkıda bulunmaya çalıştı.
Bursa Amatör Yazarlar ve Sanatçılar Derneği'ni kurdu. Simurg Yayınevi'ni ve "Bursa Gençlik Merkezi"ni açtı.
Sokak çocukları, uyuşturucu, aids, çevre kirliliği, rütük, paralı öğrenimi, savaş, terör ve şiddete karşı; ırk, din, dil, mezhep, sınıf, yaş, cinsiyet, cinsel yönelim ayrımcılıklarına karşı pek çok protesto eylemleri düzenledi.
Uzun yıllar, Güneşin Çocukları adıyla bir kültür sanat / düşün dergisi yayınladı.
1996 yılından itibaren start verdikleri 1. Güneşin Çocukları Türkiye Dans Yarışması ile birlikte, tüm alternatif gençlik hareketlerine destek vermek amacıyla, rap, rock, punk, halk müziği etkinlikleri projelerini hayata geçirmeye başladı. Düzenledikleri yüzlerce organizasyonla, binlerce gencin sahne alarak kendisini ifade etmesine katkıda bulundu. 1997 yılında, Jöntürk, Mutlu, Ayhan, Kuş, Hasan, Alper kadrosuyla yolarına rap müzik yaparak devam etti.
Türkiye'de hiphop kültürünün sağlıklı gelişimi amacıyla, Türkiye'nin ilk ve tek "Hiphop Kültür Merkezi"ni açtı. 1998 yılında Radyo Press'te, "Kuşlara Yem Veriyoruz" adıyla Türkiye’nin ilk hiphop/rap programı yaptı.
Bursa'da, Rapor2, Nefret, Umut Ertek, Lewo, Karakalp, Kanun, İzmir Youg Energy Crew, Takım 34, Bursa City B-Boys, Dream Night Breakers'ın gibi pek çok hiphopın pek çok kez konserlerini düzenleyerek sesini duyurmasına katkıda bulundu. Yeni rapperların seslerini duyurmalarına katkıda bulunmak amacıyla "Microphone Control Türkiye Rap Yarışması"nı; Türkiye'nin ilk "Hiphop Festivali'ni; "Boys Of Sun Türkiye Hiphop Oscarları"nı; beş yıl boyunca geleneksel "Güneşin Çocukları Türkiye Dans Yarışması" düzenledi.
1999 yılında, kadro değişikliğine giden grup, 2000 yılına dek, Jöntürk, Elçi, Çığlık, Kuş olarak yoluna devam etti. 2000 yılında, Jöntürk, Murat Pakten, Yargı ve Refleks'ten oluşan yeni kadrosuyla 2002 yılında Zihni Müzik'ten "Güneşin Çocukları" adlı ilk albümlerini yayınlayarak, bu albümleriyle ortaya koydukları sosyal, kültürel ve politik tavırla, Türkiye'de caka satmak, böğürmek ve küfretmek olarak görülen "Underground" ve "hard core" rap anlayışını yeni baştan yazıp, Türkçe rap'in yurt genelinde kökten değişimini sağladı.
Egemen kültür karşısında, toplumun ezilen, dışlanan, dudak bükülen kesimin çığlığını haykıran Barikat, yazdıkları derin ve anlam yüklü balyoz gibi sert liriklerinde, devleti, hükümeti, başbakanı, faşizmi, militarizmi, ırkçılığı, milliyetçiliği, savaşı, şiddeti, terörü, her türlü ayrımcılığı, kokuşmuş eğitim ve sağlık sitemini, varolan geleneksel aile kurumunu, tüketime ve sömürüye dayalı müzik sektörünü korkusuzca topa tuttu.
Sınırsız, özgür, eşit evrensel bir dünya için, albümlerinde, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Jack London, Mevlana, Babailer, Spartaküs, Pir Sultan Abdal, Bruno, Dadaloğlu, Mustafa Kemal Atatürk, Şef Seattle, Aşık Veysel, Ruhi Su, Galilo, Yaşar Kemal, Einstein, Aşık Mahsuni Şerif'e selam yollayan Barikat, etnik enstrümanları hiphop rap müzikte kullanmayı küçültücü bulanlara karşın, kimi parçalarında bağlama, bendir, kavala, kanun, darbuka, ney ve zurna’yı cesurca (inatla) kullanarak, ilk kez "Anadolu hiphop" kavramını ortaya attı.
Bu arda, grubun beyini olan Jöntürk’ün, "Kediler Cumhuriyeti", "Dünyaya Gelmeme Hakkı", "Barışa Son Çağrı", "Siyah Göldeki Genç Kırmızı Balıklar" adlı kitaplarından sonra, Türkiye'de hiphop kültürü üzerine yazılan ilk kitap olan "Bir Gençlik Çığlığı Hiphop Kültürü" adlı kitabını, 2003 yılında, Akyüz Yayın Grubu’ndan yayınladı.
Sosyal, kültürel ve politik muhalif duruşlarıyla, Türkiye’nin ilk halk konserlerini, yardım ve dayanışma konserlerini veren grup olan Barikat, Kayseri, Sivas, Adana, Gaziantep, Konya, Çorlu, Isparta, Mersin, Çanakkale, Eskişehir, Denizli, Silivri, Kocaeli, Gökçeada, Yalova, Çınarcık ve İstanbul ve Bursa gibi yurdun dört bir yanında verdikleri yüzlerce halk konserleri, yardım konserleri, dayanışma konserleri, protesto konserleri ile yüz binlerce insana seslenen tek hiphop grubu olmayı başardı.
2003 yılı sonunda, 120 yıllık deneyimiyle, dünyanın en saygın müzik firmalarından biri olan EMI'den, Erol Büyükburç, Şahesnem, Anima, Turbo, Maho-b, Halil-b, Sentez, Tolga Aksoy, Buldozer featleri bulunan "Hava Su Toprak Ve Ateş" adlı ikinci albümlerini yayınlayarak, gerek altyapısı, gerek başkaldırıcı edebi lirikleri, gerekse kullandıkları farklı vokal teknikleriyle tüm yurtta geniş ses getirmekle birlikte, alternatif müzik eleştirmenleri ve yazarlarının övgüsünü kazanarak tüm ulusal basında büyük ses getirdi.
Bu arda, Türkiye hiphop hareketinde, yeni yeni rapperların ortaya çıkmasını "wack mc" söylemiyle engelleyen; farklı seslere, çok sesliliğe "çatlak sesler" söylemiyle saldıran; hiphopı -böğürme, küfür, bıdı bıdı edebiyatı, ahkam kesme, caka satma, sidik yarıştırmalarla- halktan kopararak hafta sonu partilerine ve internet atışmalarına mahkum eden; hiphopın evrensel duruşuna karşın ırk, din, dil, mezhep, sınıf, cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığı yapan çıkar gruplarına karşı verdiği sıkı mücadeleyle de tanınan Barikat, bu girişimine karşı, bu çıkar gruplarınca uğradığı çirkin hakaret ve karalama kampanyalarına karşın, bu konudaki kararlılığını sürdürüyor.
İkinci albümlerinde bulunan Özbek sanatçı Şahsenem ile düet yaptıkları "Geceler Günlerimi Gömer" adlı parçaya ilk profesyonel kliplerini çeken Barikat, "F Tipi Dünya" parçasına da çektikleri son derece politik klip sansüre uğrayarak yayınlandı
Şu an, 6 ekim 2004’te raportaj.com katkılarıyla, Maho-b, Doğa, Deli Mc, Makale Crew, Diriliş, Ghetto, Karamurat, Barış, Kan-ka, Gri, Canhür / Mc Zehir, Korkut, Kaptan, Elnino, Yaşlı gözler, Sektör2 gibi pek çok rapperın seslerini duyurmalarını sağlamak amacıyla Zihni Müzik’ten "Anadolu Kaplanları" adlı toplama albümü yayınlamaya hazırlanan Barikat'tan Jöntürk, Solo albüm çalışmalarının yanısıra "Yeraltında Savaş Var" adlı yeni kitabını yayınlamaya hazırlanıyor.
hiphop isyandır
Kulak ver müziğe, kulak ver bana / Hiphopın sesidir bu gelen sana / Bu sisli gördüğün apaçık ortada / Arka sokakda boğaz tokluğuna / Köle gibi yasayan biz gençlerin sesi / Hiphopın sesi bu dinle! / arka sokak'dan bu gelen sana; hiphopın sesi bu dinle! / arka sokakdan dinle!
Hiphop isyandır; Hiphop isyan / Hiphop isyandır; Hiphop isyan hey! / Hiphopız biz, arka sokaktan
Gerzek mallar anlamazlar; görmezler sömürülen halkın tümü sefalet içinde / Sefalet içinde kast çakılır; kast çakılır / Umudunu çaldırma arka sokak; kast çakılır / Bil bu özü tozu tüm kozlar sende / Aç gözünü, duy, gör, konuş / isin olmaz kan kokan ellerle / isin olmaz leş kokan kafayla / isin olmaz iki ayaklı hayvanla / isin olmaz; isin olmaz bu dünyayla!
Lan angut; keriz değiliz biz; yutturamazsın / masal devi bu, çökecek, bitecek; simdi salan / Hadi sallan, bos kafa gidecek, / Daha sert sallan; sende sallan / Yasam tarzın bu; çat kaşını; anlat / Anlat öküze; anlat isyanı / Anlat düdüğe; anlat hiphopı / Anlat lavuğa arka sokağı / Arka sokaktan hiphop geliyor / Arka sokaktan isyan geliyor / Göze göz, dişe diş hiphop geliyor!
Sinik pusuk ve dilsiz olmaya artık paydos, simdi paydos / Gönül ülküsü bu boşa sayma / Yaz dağa tasa; ve de yere göğe / Bilmeyende bilecek biz hiphopçıyız; meydan okuyoruz gözü donen itlere / Bilmeyende bilecek biz hiphopçıyız; meydan okuyoruz örümcek beyinlere / Bilmeyende bilecek biz hiphopçıyız; meydan okuyoruz bölücünün tümüne / Bilmeyende bilecek biz hiphopçıyız; özgür düşünür özgür yasarız...
hava su toprak ve ataş
HAVA SU TOPRAK VE ATEŞ
Düşünürüm bazen, kendi kendime; ‘Neredeyim?’ diye ayıplarım! 21 Mart koptu! Hızır ile İlyas! Yıl 2003. Beynimde bir şimşek! Hava, su, toprak ve ateş. Tarihin elinden arta kalan yaşam; bu yer, bu gök, bu deniz; özü, tözü; günün cingözü! Aşık Veysel’den kalan insana tek eş doğa. Doğanın celladı siz biz! Ey vatan perver savur sözlerini! Söyle nerede o doğanın parçası bu yapraktaki Şaman; kamil insan? İlkel olan kim söyle; ya medeni olan? Şüpheli ölümleri masa başında silen oyunbozan tarihçinin öten borusu. Nerede sayfası yırtılan Panter Emel’i, Orhan Kural’ı, Haluk Levet’i, Yaşar Kemal’i? İstanbul’un gözcüsü, çöpçüsü, Bergama’nın köylüsü yürümeye devam!
Hava, su, toprak ve ateşle yazılan, kazılan. Köstebek gibi didik didik, virüs gibi sarılan cennetin yok oluşu. Doğanın kurtuluşu! İşte çare bu: İstanbul’un kabusu, vazgeçmek anlamsızca oburca tüketimden; bumerang düzenden; bir de bu milleti öpenlerden. Daha fazlası, başkasının lokması mideye indirilen! Yükselen fabrikanın saçtığı zehirler; salyası akan siyanürlü ganimetçiler; parmağında dünyayı eviren çeviren hep ahtapot şirketler! Küresel güçlere karşı diren Barikat! Umut var hep yarına; ama korku kapıda. Sinen alışkanlıklar, çorak ufuklar. Bana sadece bana; hep bana Rab bana! Barbar istilası bu cennet Anadolu’da..
Ölü sevici toplum; sokak başı dar ağacı kuran gençlerine! Ve sonra oturup Yusuf’a ağıtlar yakan; Denize ve Mahir’e; bugün doğan çocuğa! Beleş kesilen ağaçlar. Yıkılan hayvanlar! Karış karış tarihi, doğası yağmalanan cennet Anadolu’ya ağıtlar yakan; kutsayan, yedi göğe çıkaran. Şimdi yeni cennetler arayan kemirmek için. İçemediğim suyunu, yüzemediğim denizini, çekemediğim havasını yeni vatandır yüreğime hep batan. Siyanürlü tilki avcısı; kamçısı kimliksiz piyonlar, aç gözlü barbarlar! İntikam tohumları üstümüze esen; bu sağanak yağmurlar, vurucu depremler, kavuran ve buz kesen can çekişen dünya.
Akıl vermeyi bilen, ama kullanmayı beceremeyen. Kahramanı oynayan; iyilik meleğini. Kanlı ellerini Hacı Şakir’le yıkasan da ne fayda getirir! El attığın her şey hemen kurur gider! Midas serer! Hava, su, toprak ve ateş! Karış karış yerleş! Geri gelmez gelecek! Düşünürsen dönecek ancak sana acı gerçek. Sokrates’in şarabında yaşamın erdemi! Egonun görkemi yatar cehennemin gölgesinde. Kör Şeytan! Kazıdığında altından çıkacak olan insan, insan! Gözü dönmüş ‘töre’ diye beynimize sokulan! Toprağın kokusunu, kentin betonuna gömen ucube bir nesil! Döngüsel zinciri hayatı düşünmemek ve de yaşamamak olmuş temel prensibi! Hepsi gibi, her şey gibi!
gücün varsa sevgi var
GÜCÜN VARSA SEVGİ VAR (BUBİ TUZAĞI)
Acımasız hayat! Sürprizlerle geçen günler kovalar sokaklara günden güne doğanlar! Korkma; atacağın bir adım daha var: Mezopotamya; bereketli topraklar! Tek başına cirit atacağın koca saha. Zafer nidaları; kan ve göz yaşı. Çekip giden umutlar; gencecik fidanlar... Bulduğun vaha; avam kamarası! Hayatın gerçekleri toprağa gömülen! Seni bekleyen o mızrakların, kılıç, top ve tüfeklerin önünde zayıf olan insanların yere serildiği! Gördüğün ve de yaşadığın tatlı rüya! Sözüm ona güya düşen, gök kule seni mutlu olacağın cennet! Evet! Sloganıdır yeni çağın: sırtını dönme sakın. Akın var ya bu akın! Bakın; küçük olan senin tek ayak bağın! Güçlü olmak için vur; bas kazmanın sırtına; her önüne gelene; gelene ve gidene. Sakın aldanma, kanma, şaşma; tek hedef var önünde; tek hedef zirve, zirve!
Gücün varsa sevgi ve saygı var. Zafer seninse önünde eğilen var. Gücün varsa sevgi ve saygı var. Yenilirsen dostundan hançer var.
Sırat köprüsü zor; kıldan ince kılıçtan keskin. Say yalanları; yalanları kalkan edin. Sala gitsin ipe sapa gelmez geçmişi! Geçmiş geleceğin çelikten zinciridir boyunlara vurulan. Gerçek cennet zaferin kendisidir. Düşün; bu köpekler neden havlar? Tırmanırken ardından kemikleri savur. Sisli puslu havaları kolla; koş; aralarından geç peygamber edasıyla. Boyun eğdir bu dünyayı. Bırakma; sıkı tut; kılıcın olsun bu gücün kendisi. Güç, bu dünyanın efendisi, dini kitabı! Sevgi, merhamet, hürmet seni vuran kurşun; dostundur ilkin seni sırından vuran! Dönüp bakma geçmişe; kanma, izin verme ruhun ve bedeninden parçalar koparmalarına. Unutma; küçük olmak bazen direnmektir; çoğu zaman ise sadece ölmektir.
Bu yılanın bile yılanı soktuğu koca dünyada kaybedecek neyin var? İtilip kakılan, suratına tükürülen kimliksiz düşler kimin umurunda? Unutma; Tanrı bile güce sahip olandır. Olacaksan bile oğlan, en büyük oğlan olayı bir dene! Yine göreceksin; sürü eğilecek, sana verecek! Gerçek bu; gerçek, gerçek gücün kendisi; efendisi! Evet; gözü açık ol. Ölümünü görmediğin hiçbir şeyi sakın sevme; verme! Esen bir rüzgar ol! Geçici sevda peşinde koşup durma! Acımasız hayat bu; Mezopotamya! Adımına güvenme! Boyun eğme! Kul evine değil, kral tahtına oyna; boyun eğmektense ölmeyi tercih et! Ve asla düşme yere; düşenin dostu olmaz. Dönüp bakmaz hayat; hayat acımaz!
Saçı dik. Bir ton jöle. Buna Memoli ‘Havası’ diyorsun. Ama aklından fikrinden düşüncenden uzaklaşma; Düşünceni fikrini satma. Hayat okul; akıl oyunu satranca benzer. Onun kurallarına uymayanın sonu derbeder. Oluverirsin bir anda şah mat. O zaman nerde kaldı kader; kader ya nasip, ya kısmet der.
f tipi dünya
F TİPİ DÜNYA
Parça parça hayatlar, asık nice suratlar. Karanlıklar içinde paylaşılan yalnızlıklar. Nefes almaya çalışır boy veren bu çiçekler. Delinin tekinin attığı kuyuya bu taşları çıkarmaya çalışır dört bir yanımdakiler. Didişip kapışarak. ‘Yok sizdendi bizdendi; yok benim dedemindi elindeki bu hırka’. Anlamsız hayaller bu, anlamsız ilişkiler. ‘F Tipi’ bir dünya, hep içine debelendiğim. Son nefesime kadar elim kolum bağlı benim. Gözler tümden kapalı. Kapılar kapalı bana; pencereler hep kapalı; tüm sürgüler kapalı.
Hayat A, B, C ne de E Tipi; herkes olmuş aynı tip; işte ‘F Tipi’. Haydi sen de gel de ol Barikat gibi; kendin gibi; düşünen gibi.
Yalanlar savrulur burada, maskeler takılır. İnsanlar birbirlerini daha çok çok kandırır. Kazılır kuyular; gerçekler topraklara gömülür! Sürülür bir bir kendi yolunu bu çizenler. Sürüden kopup kendi olmak ‘ölüm’ demek. Ölüm yalnızlık demek; yalnızlık ‘F Tipi’ demek. Oysa, karanlığa hep ışık tutan, aydınlatan, gökyüzünün yedi rengi dolaşır. Uzaklaşır hayaller hep; uzaklaşır yarınlar. Geride kalan sadece benim gençlik yılarım.
Ben uslanmaz aşkların, kavgaların adamıyım. Barut kokusunda hep umudu ben aradım. Sevdam için nice kirli topraklara yatıp kalktım. Ve ben ki tek yarınım; umudun kendisiyim! Düşmanımın mermisinde adım kazılıdır benim! Varsın üstüme gelsin bu zurnalarla kör gece. Ateş bende, ateş binim direnen bu elimde. ‘F Tipi’ bu dünyada ben ezilen, ben yalnız; ben düştükçe hep kalkan. İşte yine buradayım. Umudu işledim size. Ve de geleceği yine: Harf harf, kemime kelime; aynen kilim gibi; aynen kilim gibi; aynen kilim gibi....
Hayat acımasız olsa da; atsa da bir tokat; derdini bir kenara at; yaşamana bak. Bak da gör gelecek neler getirecek. Benim için gerçek olan senin içinde gerçek. Karanlık gecelere yazdım sözlerimi ışık olsun diye. Çıktım yükseklere, tepelere menfeze. Atladım en derine, diplere. ‘F Tipi’ bir dünyada insanların yüzüne düşen ifade gözlerimin içindeki endişe nereye kadar devam edecek bu böyle. Bu ne ilk ne de son. İşte geldi Barikat her şeye son.
magazin maymunları
MAGAZİN MAYMUNLARI
Siyah beyaz kopuk filmin dönen makarası. Karası ve yarası gözlerimde yaklaşan, anlık vuran sahneler. Kabusum olur, yıkar beni dönüp duran yelkovan. Yıllar yılı pişirip önümüze konan o, yine aynı maskeler; gerçeği gizleyen şatafatlı hayatlar! Yaşadığım bu sokak ve bu köhne mahalle. Ölümü bekleyen bitik, yitik yüzler! Yükselen beddualar, aman dilemeler... Hep biriken kiralar, ödenmeyen borçlar; devletin yüzüne çarptığı bu faturalar... Oysa, tek istenilen, önce tok bir karın. Ne fayda eder? Oyunları unutan nice dilsiz çocuklar! Fakirin kuruntusu zenginlik avuntusu. Tek penceresi bu cızırtılı televizyon! Açıldığında beliren bilindik maymunlar, kapandığında sırıtan yine aynı mahluklar...
Erkek çocuğunun gönlünde İlhan Mansız yaşar. Kızlar var ya kızlar, onlar da Hülya Avşar’a tapar. Kurtuluş reçetesi! Ekranları dolduran bizim Cüni Arkın var ya; kafirlere tokat atan, reklamlarda cirit atan, kolunda da manita. Bir koyan, ama o, üçün birini alan benim cici başkanım Özal olma sevdasında...! Sene 91; hatırla o Körfez Savaşı! Yanlış dünyaya doğan yalınayak bebekler. Piyon niyetine öne sürülen yine aynı gençler! Emir veren yine o pili bitik moruklar. Çirkinlik abidesi kadirist ayaklar; ana haber bülteni, önündeki rotası. Bitmeyen bu oyunun yeni kırım noktası.
Meclisin tavanında çiğ köfteyi yoğuran. Adam gibi oturup konuşamayan o Tatlıses’in, Tuncer’in tayyareden filmleri? Satılmış kalemlerin kucağına doğan bu yeni kayıp bir nesil? Sahibidir embesil! Nina, Mina fark etmez; daha nice genç kızlar! Kara toprağın bu tek dinmeyen öfkesi! Şimdi ekmek tekmesi eli kirli tetikçisi. Rüşvetçisi, bekçisi, Ankara Tiftik Keçisi. Kafadan da kontak! Dönmelere lanet eden eli kirli kazmalar, yontulası hırsızlar... Hepsinin ortasında yitip giden kayıplar, çöküp giden omuzlar, bükülen bilekler, yarım kalan rüyalar... Bir koyup üç alan yeni dünya düzeni: Büyük koy, büyük oyna! Durma yan; dayan! Sen ol karşı koyan! Yükselen bu mazlumun bitmeyen cehennemi?
Sarı sarı liralar, magazinde kimler var! Maymun var! Maymunlar!
parmak çekek
PARMAK ÇEKEK
Nice nice çirkin oyunlar; büyük amaçlar; doğrular yalanlar; dostlar ve düşmanlar... Dört duvar arasına gömen beni; elimdeki tek küçük muma bile göz koyan bücürleri silip süpürmek hep istiyorum kuyuya. Her şeye sil baştan yeniden başlamak için unutmak istiyorum. Sifonu bugün çekmeyi unuttuğum gibi yine unutmak istiyorum sürü için yaşamayı. Sadece kendimi olmak bu kısacık hayatta. Kendim için uyumak, kendim için uyanmak, kendim için yürümek, kendim için şarkı söylemek bitene dek. Kendim için dansetmek, kendim için sevişmek istiyorum sadece bu dünyada yalnız kendim için yaşamak.
Mavi, pembe düşlerim şahlanıyor içimde. Bir beyaz martı gibi kanat çırpıyorum şimdi. Gökteki yıldız kadar tek ve hür bir yaşam. Sınır yok, durmak yok, geriye dönüp bakmak yok; yarın ama hiç yok. Bugün sadece bugün yaşanmayı bekleyen yeni güzel oyunlar; yürünmeyi bekleyen bu yeni uzun yolar; dokunmayı bekleyen o yanık diri tenler. Bu ritim, bu müzik, içimdeki bu dans alıp götürür beni yasak kayıp cennete! Sonsuza dek kavrulan bedenim, bu kurşun gibi vuran ritimle sallanır.
Garip ama gerçek; içimde bir koca sevinç. Dert yok, tasa yok, çözmem gereken önümde duran bir sorun yok. Çünkü; İstanbul’un buz kesen boğazına tüm geçmişimi gömdüm. Koca bir gün! Bugün sadece benim. Dokunmayı bekleyen bu bedenler artık benim. Beynimin kapıları sonuna kadar açık, kaçık. Bir küçük beyaz martı gibi özgür bedenim. Gözlerim, şahin gibi kollar avını, yakalar! Bu kışkırtan kokular çeker beni kendine. Doğan yeni güne dek limon gibi sıkılası son damlasına kadar. Ateş gibi yanan tenler çılgın saatlere gebe!
Hadi hep birlikte şimdi parmak çekek. Gençlerden korkanlara parmak çekek; Cebimizi soyanlara, parmak çekek; Özgürlükten kaçanlara, parmak çekek. / Rap’imize kayanlara, parmak çekek.
güneşin çocukları
GÜNEŞİN ÇOCUKLARI
Uzun uzun yolları arşınladım; dağ tepe aştım geldim sana; Turkish rap-hiphopla, Barikat’la / Bu ne biçim dünya böyle; kurtlar sofrasında ters gidiyor her şey! / Burada yaşamak aynen kabus gibi valla; yalla! / Canı cehenneme; olmaz olsun böyle dünya / Nerede solucana bile saygı gösteren Tibet nerede? / Tibet’e özgürlük! Kızları sünnet eden Somali’ni al da başına da çal, çal! / ikiyüzlü adi dünya! / Balet değil bu, lanet; lanet dünya bu / Uzaklara hiç bakma; cehennem burada; tam da burada bak! / Al işte gör; mal’a kabus gibi tokat: süt banyosunda tabak kıran kırıklar; açlıktan düşenleri bekler kefensiz mezarlar; ikisi de aynı anda, aynı topraklarda / Görünen o köy bu kılavuz istemez, hiç gerekmez / Karanlığa alkış tutan şakşakçı zübükler / Savaştan pirim yapan tüm dümbükler / Takmaz, bakmaz, aldırmazlar hiç ölüp giden gençlere / Nerede Barikat; Barikat nerede? / Yükselsin Barikat! / Yalanlar yıkılsın; yakılsın, af yok! / Ezilsin sinsi yılanın başı! / Deccal denilen; ama deccal bir değil; kurtlar sofrasında hepsi deccal!
Duyduğun çığlıklardan kaçamazsın hiçbir zaman; çığlıklar çocukların; çocuklar hep kurban! Yeter artık yeter; durun! / Ölümü dondurun; uzak dursun Güneş Ülkesi’nden / Şimdi geriye dönün; geriye! / içi dışı bir olanlar gelin artık Güneş Ülkesi’ne / Ama yok, yok, yok; düşün yakamdan düşün / Açlıktan nefesi kokarken kendi; doğurup cami avlusuna bırakan, sokaklara salanlar / Ortaçağa özlem duyup geriden takılanlar / Dağdan gelip bağdakini kovanlar / Yeşil, yeşil Bursa’mı barbarlar gibi yaşanmaz kılanlar; yakıp yıkanlar / Dağılın lan hadi! / Jonturk, Şeytan Rıdvan gibi ‘tak, tak’ diye ‘tak’ atacak golleri yine / Sıkı durun hadi madi! cehenneme hoş geldin; sefa verdin bana; beni deli etme! / Burası cehennem! Burada melekler bile gırtlağından asılır; mevleviler gibi aynen ‘fır fır’ dönerler; liboşlar ki başımızdan kırk yılda gitmezler! / Habere bak habere: ‘Ay abla, kuşum nerede!’ / O buna asılmış; bu onunla yatmış; Nadide’nin göğüsleri salyaları akıtmış! / Bu ne biçim ana haber bülteni böyle? / Ülkemden haber yok! / Taşar, aşar uçkur hep yakar, ekrandan boğar; / Böyle giderse, bu çocuk ortaya doğar; kin ve nefret kokar! / Mazlumlar hep mazlum; katiller hep katil; çiller hep kişner! / Kamyondan Önce, Kamyondan Sonra; hepsi kuyruklu yalan; her şey yine aynı! / Karşılıksız aşkın, çoluk çocuk, kolu komşunun sapık cellatları; aramızda yaşarken aniden yaşamlara son verirler trafik canavarları! / cehennem aynen burada; umut bir anda biter. / YÖK pişkin; suskun, çok sağımlık inek ister: / Onların arkasına takılanlar hep bir ağızdan 'mööö!' derler!
Hani nerede 60’lar; şimdi kendini satmışlar / Çeşit çeşit insanlar; hepsi toplama! / Biber gazı yemiş gibi suratlar asık burada! / Yüzüne gülüp de arkandan atan burada. / Bindikleri dalı keser; tümü asalak, hırsız, ayrımcı kara kedi; Hepsi burada! / Güzelim yurdu yakıp yıkıp da çöplüğe çevirenler! / Burası zübük tarlası; Cehenem'in ortası! / Cehenneme hoş geldin! / Gel vatandaş gel; hepsi burada gel! / Taş devri de burada; millennim da burada; yazı-kışı, dağı-taşı-ovası da burada; mazlumu da burada, zalimi de burada! / Burası cehennem; buradan çıkış yok! / Yok, oysa burada, tam da burada bir dünya daha var! / Güneş Ülkesi bu; cennetten bir parça! / Bizim dünyamız bu; gökkuşağı yakın; ama size çok uzak! / Güneşin Çocukları kayıp, yitik! / Yok sayılan bir gençlik; yıl 2001 / Onlar bir radikaldi; Zekeriya’yı takmazlar; tanımazlar! Yeraltında yaşarlar. / YÖK, çok iyi bilir; onlar güneşe hasret! / Bir fısıltı bu; kulaktan kulağa yayılır altın anahtar! / Anahtar da bende, tamda yüreğimde! / Bin yıllık kutsal söz: ‘bin defa mazlum olsan bir defa zalim olma!’ / Bu, işte bu; bizim dünyamız bu! / Beynine iyi sok; bu dünya rüya değil!.
barikat
BARİKAT
Barikat’ta hakikat, nasihat / jet-jilet sözlerimle; mikrofonda Refleks / Etme pes; tez / sayfalarca dokümanı attım önüne / Karışmasın kafam; düşüncelerimle bize ters; sana ters / insanları hedef aldım sözlerimde / bir iki; bir iki derken işte buradayım; devam edecek buna inançlıyım / kitleleri sömüren bu tip insanlara; işte karşınızda dimdik, dimdik ayaktayım / hep, dedik; bağırdık, çağırdık, söyledik; anlamadın; hiç kafana takmadın / bos beyinler saman yer; sana söylediklerim acaba nereye gider!
Benim adim Yargı; Barikat’tan / Adam olana laf bir kez çıkar ağızdan / Haklinin hakkini almaya geldik / Ezeni ezmeye geldik / Piyasada sosyete, politika son nefeste / Bunların hepsini gel de engelle / milletvekilleri her zaman sıktı; halk bir koyun onlar kavaldı / Onun için Barikat; sonsuza itaat! / Nerede kaldı takat; nerede kaldı fakat / Devam ayni muhabbete, sohbete / Bakin görün simdi kanun nerede / Kanun mu dedin sen; nerede temel haklar / Çocuklar, gençler, engelliler ağlar / ihtiyarlar yalnız; sorunları ciddi / Bu olanlar hepimizin derdi / Ne çocuklar oluyor; ne çocuklar aç / Nefesleri kokmuş; yardim Barikat / Anlattım anlatacağım ben birebir / Mazlumların halini kimler bilebilir?
Barikata selam, Hiphop’a devam! / ‘Güm pat; güm güm pat’ diye atan tüm kalpler benim gibi candır / Yüzü sekli şemalı; boyu posu rengi; kız-erkek, büyük-küçük hiç fark etmez: tümü benim kardeşim, aydın kafanın tümü. / Al sana! / Ayrımcılığa karşı iste Barikat! / iste işte Barikat; iste Barikat’tan benim adim Jonturk / Siyah, beyaz, sari, melez hiç fark etmez / hepsinin kani kıpkırmızı / ister ate olsun, ister inanan; gay, lezbiyen, hetero; zayif, şişman, güzel, çirkin hiç fark etmez / insani insandan, hatta hayvandan bile / ustun tutarak hep, ayıran ve kayıran / rolleri yazan çizen; statü biçen / bu dünyaya sinir koyan / gerçekleri saptıran / kuyruğuna bastım gör ; kaçacak delik ara / Benim adim Jonturk; Barikat’tan / iste Barikat, / iste işte Barikat, iste Barikat; iste sana Barikat / iste Barikat!
Tamam, tamam, tamam; topu senden aldı / Hiphopla aklandım, allandım, pullandım; kelimelerle inandım hep kürsüden hitap edene / Karşı gelip bağıralım / Barikat’ı kuralım önlerine anlasınlar hakikati / Karsı koy sende; insansın / Susarak olmaz; okulla olmaz / Tepki ver, tepki göster / Tepki vermezsen üzerine gelirler / Ben Barikattan adım Pakten / Gerçekleri anladım; isterseniz sayayım: sevgiye aç kalbini; sev dünyayı / Koru doğayı kirletme ruhunu dünyayı kirlettiğin gibi / renkli çiçekler; yeşil ormanlar; artık yapraklar kitaplarda kaldılar / Yeşiller, geri gelecek dediniz / Suları haksızca kirlettiniz / Siz sadece sektörünüzü genişlettiniz / Gökyüzüne ne oldu; yağmurlar asit oldu / Dünya yanıyor, eriyor, bitiyor, tükenip gidiyor / Ben Barikattan adim Pakten / izin veremem; asla kandıramazsınız beni / Hey sen; saman kafalı adam! / Cehaletinle katlettin yeşilliği / iste Barikat; sana Barikat!
Barikat! Neye Barikat söyle? Kime Barikat; niçin Barikat? / iste Barikat!
sokakların çatısı yoktur
Maskeler bu hayatın tek geçer yasası. Yüreğinde yarası var olan insan ancak bilir ası pası. Bu şehir, hıyanette tek galip, avına hep musahip. Gerçek niyetini gizleyen parıltılı caddeleri kandırır avını. Adım adım izler korunmasız bedenleri; yakasına yapışır bir çıkmaz sokakta. Gözünü kırpmadan vurur sırtından; satar yine kendini, satar ruhunu, eşini ve dostunu üç kuruşluk çıkar için.
Mazlum edebiyatı döndürenler nanay! Dönüp bakmaz aldırmaz kimse sokaklara; sokaklarda dönen o kirli dolaplara. Oysa, gece cehennem gibi çöker üstüne! Çünkü buz kesen sokaklarda vuran kıran; sokaklarda kapan. Sokaklarda gözü dönmüş sapıklar, sokaklarda evsiz barksız çocuklar; sokaklarda hayatı alınan bu kadınlar.
Nabza göre şerbet verenler, kendi çöplüğünde kendi şarkısını söyleyenler; ‘Gökyüzü mavi’ diye ayak çeken tipi tipler masal anlatırlar uyutmak için beni. Oysa yok; benim boş lafa karnım tok. Kendi kaderimi kendi boynuma astım ben. Yıldıramazlar beni; ben güne tanıklık eden gerçeğin peşinde bir duvar yazıcısı.
Geceyi süpürür hep, gün doğmadan çöpçüler! Yaşanan bu izler silinir karış karış. Tarihin çöplüğüne karışır sokaklar! Bu amaçlar yalan, yaşananlar yalan, yarınlar yalan dolan, gerçek olan; evet, bugün var olan. Solan giden her zaman yarım kalan düşler, yaşanmayan aşklar, ertelenen zevkler, yere düşen umutlar!
Kimi zaman gülüp geçtiğin, kimi zaman batıp gittiğin sokakların çatısı yok. (Barikat)
Çatısız sokak. Gündüz mavi gece siyah. Derinliğin altında oynanan tiyatro dram. Zehir saçtılar gram gram. Belki de benim sıram; belki de senin. Kiminin cehennemi, kiminin cenneti. Cinneti yaşatan sokakların illeti, cani! Geçen giden geceler birbirinden fani. Ani kopan gürültü bozar sükuneti. (Sentez)
Sokakların çatısı yoktur. Bazıları için hayat bolluktur; sokaktaki için yokluktur. Kapanmayan yaralar gözleri aralar, elleri kapar, nasihat neye yarar. Adımı yazdım duvarlarına. Karanlık sokaklarda belki hayaldi yaşamak; belki yalanlara inanmak. Ama acılara katlanmak yaşamaksa bu dünyada, cehennemi tadarak kapıları aralamak, kırmak, gerçeklere inanmak. Nerede kaldı insanca yaşamak? Soruyorum sana kelimelerde ruhuna istila. İntikam vakti çok yakında. Mesajım sana; hayal dünyasında yaşayan kafa. O zaman aman dileme benden; çıkacak can bedenden: Mezarında huzur içinde dinlen; mezarında huzur içinde dinlen.. (Turbo)
Gel kardeşim gel. Çekme kendini geri; bizi anlatan durumlara kapama gözlerini. Çatısız çocuklar ağlar yağmurlar ıslatırken bedenlerini. Elerini kırışıklıklar sarar; gencecik yaşta ağlar. Karalar bağlar gözlerimde umut var. Sakla sakla samanı; gelir zamanı. Görürsün Hanya’yı Konya’yı. İş işten geçmeden, bitmeden; gelecek umutlar sönmeden, ermeden burada. Onlara sıcacık yuvada bir tas çorba vermeden susmaz Maho-b, susmaz Turbo, susmaz Barikat. (Maho-b)
Sokak nedir, ne değildir; emin ol iyi bilirim. 35 yıldır sokakta insanlarla birlikteyim. Örümcek beyinlilere, karanlığadır sitemim. Arabeske tavır alır; aydınlığa yönelirim. Yan yana gelirsek güzelleşir dünya bilirim. Gün Gelecek elbet gelecek; bugün ekilen tohumlar yeşerecek. Çek baba başı sen; gün gelecek bütün hayallerimiz gerçekleşecek (Halil-B)
geceler
geceler kör karanlık, geceler zindan, geceler derya bana!
yalnızlık ise bedenime bir zincir; zincir! bu ilk kaçışım benim, bu ilk büyük yenilgim, bu ilk yıkılışım benim!
kaygı yok, beklenti yok, sevinç, umut yok. sadece kuru soğuk içime işleyen!
sen, ben bir martı gibi kanat çırparken, yüreğini verdin bana! sevincini, umudunu, gözyaşlarını tükettin hem de yanı başımda!
ben ise uslanmaz; başka sevdalar; başka kavgalar, başka savaşlar, başka davalar peşinde! ben, düşlenen cennetin peşinde... ben, bu dünya kökten değişir sanmıştım; kanmıştım, yanılmıştım!
oysa değişen tek benim çöken omuzlarım!
neden; bu yitip gitmeler neden? neden bu yükselen çığlıklar dinmez? peki söyle neden aldığım yenilgiler? sonu gelmez sandığım bu koca yıllar, tıpkı bir nehir gibi akıp gitti elimden. geriye kalan tek elimdeki çiçekler. sonsuzluğun sesine aşık olan şimdi ben; köşemde bekleyen hep şimdi seni yine ben! yaram derin; yaram delirtir, yaram öldürür! gidişimin dönüşü, gözyaşımın sonu yok! geceler günlerimi gömer karanlığına. geceler benim kapım, geceler pencerem. ya sen sevgilim? sen benim sevincime, benim kavgalarıma, benim göz yaşlarıma, benim acılarıma tanık olan sevgilim! peki sen söyle? ya sen sevgilim! ya sen beni geride bıraktığın bu yolun söyle beni neresine, ne zaman gömdün? geceler günlerimi gömer karanlığına. geceler benim kapım, geceler pencerem. bırak, döne dursun akbabalar. bırak, dibe vursun alttakiler! çabaları boşuna; ancak ölü bedenime sahip ocaklar!
- Wab siteleri -
Anasayfa |
BitLi
Forum |
Arama |
Astroloji |
Makaleler |
Müzik |
Sinema |
Oyun |
Yaşam |
İndir