kadin hastaliklari dogum (02.10.2006 - 15:05:34 )

Kadin Hastaliklari ve Dogum




Adet kanaması düzensizlikleri: Adet kanamasının normal periyodunun dışında ağır olarak geçmesi, sık olması veya düzensiz olması düzensiz adet kanamasıdır. Adet kanaması düzensizliklerinin yaklaşık %25'i üreme organları ile ilgili hastalıklardan kaynaklanırken, geri kalan %75'inde hormonal düzensizlikler düzensiz adet kanamasının sebebidir. Ergenlik öncesi veya menopoz sonrası vaginal kanama olması, mutlaka araştırılması gereken ciddi durumlardır. Düzensiz vaginal kanamanın hormonal olmayan sebepleri arasında; cinsel organlarda travmaya bağlı kanama, rahim veya rahim ağzı iltihabı, rahim myomları, adenomyozis hastalığı, rahim iç zarının iyi huylu veya kanser türü hastalıkları sayılabilir.
Düzensiz vaginal kanaması olan kadınlarda yaş önemlidir. 40 yaş öncesi olan düzensiz kanamalar çoğunlukla hormonal nedenlerle iken 40 yaş sonrasında hormon dışı sebeplerle olma ihtimali yüksektir.
ağrısız doğum epidural anestezi altında ağrısız doğum : Doğum ağrısının giderilmesinde pek çok yöntemler denenmiş ve bunlar arasında epidural kateter tekniği ile “ağrısız doğum” güvenilir yöntemlerden sık kullanılanı olmuştur. Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın bebek ve anne güvenliği hiç bir zaman tehlikeye atılmamalı, tecrübe ve olanaklar dahilinde bilinen herhangi bir ağrısız doğum tekniği yeğlenmelidir. Rahim (uterus) ve rahim ağzının kasılmaları, leğen kemiği (pelvis) ile apışarası (perine) dokularının gerilme ve yırtılmaları doğumda ağrının kaynaklarıdır. Özellikle ilk doğumlarda ve menstruasyonu (adet) sıkıntılı geçen anne adaylarında bu doğum ağrısı dahada şiddetli olabilmektedir. Doğum eylemindeki bu ağrı; anne de morali bozmakta, yorgunluk ve geriliminde etkisiyle doğum süresinide etkilemektedir.
Bu AĞRI; Meydana geldiği dokudan (uyarının başlangıcından) beyine kadar olan gelişimi seyrinde herhangi bir noktada kesintiye uğratılabilir.
Apışarası (perine) cildinin lokal - bölgesel - olarak iğne ile uyuşturulması, rahim ağzının ve ilgili dokuların yine bölgesel uyuşturulmasıyla ağrı engellenebilirse de, bazen kana geçen ağrı kesiciler ve anestezik maddelerle de ağrının kaldırılması mümkün olmaktadır. Ayrıca anne adaylarının gebelik süresince eğitimi verilerek yapılan doğal eylem ve doğum hareketi (ıkınma, solunum, gevşeme hareketleri) ile de doğum ağrısı daha az hissedilmekte, gerekli olacak ilaç miktarı azalmaktadır. Bu eğitim yardımıyla baba adaylarına da verilebilmektedir. Hipnoz, ciltten elektrik sinir uyarıcıları, akupunktur, bazı ilaçların anneye uygulanmasıyla “doğum” ağrısı baskılanabilecektir. Son yıllarda uygulama alanı artan, güvenilir yöntemlerden biri de “EPİDURAL ANALJEZİ” tekniğidir.
DOĞUM EYLEMİ DÖNEMLERİ :I.inci dönem: Rahimde kasılmaların başlamasıyla, serviksin (rahim ağzının) 3-4 cm.’e kadar açılmasına kadar olan latent (belirti göstermeyen, gözükmeyen) dönemle, rahim ağzının tam açılmasına kadar geçen süredir.II.inci dönem: Rahim ağzının tam açılmasından bebeğin çıkışına kadar geçen süredir.III.üncü dönem: Plasenta (eş, son)'nın rahimden çıkışıdır.
TEKNİK VE UYGULAMA : Tekniğin “UYGUN" olacağı anne adayına yapılacak girişimler için öncelikle bilgi verilmeli, merak ve endişeleri giderilmelidir. Doğum salonu yada ameliyathanede yapılan ön hazırlıkla gebe masaya alınır. Hasta genelde (sol) yan yatarak veya oturur pozisyonda iken (şekil 1) uygulama yeri olan “bel omuru” cildi, enfeksiyon açısından antiseptik solüsyonla silinmekte ve bu bölge steril örtü ile kapatılmaktadır. Yapılacak girişimde ağrı duymamak için 1 cm. çaplı bölgenin derisi-cildi-insülin iğne ucuyla (ince ve kısa uçlu iğne) uyuşturulur. Kalınlığı yaklaşık 1 milimetre olan özel iğne ile, anestezi uzmanınca bel omur kemiği arasından geçilerek ciltten yaklaşık 4-6 cm. derinlikteki “epidural” mesafeye ulaşılır. Burası omurilikten çıkan sinir ve köklerinin geçtiği yaklaşık 3-5 milimetre genişliğinde dar bir alandır.Bu nedenle işlem sırasında heyecanlanmamak, kıpırdamamak ve sakin olmak tekniğin başarısında anne adayının katkısıyla olacaktır.
EPİDURAL ANESTEZİ UYGULAMASI : anestezi doktorunuz uygun bölgeye ulaştığında, iğnenin içinden 0.5 milimetre kadar kalınlıkta incecik bir kateteri (naylon, teflon) yerleştirip, cildiniz ve sırtınıza tesbit edecek ve flasterle yapıştıracaktır. Artık bu yoldan yani kateterden gerek doğum eylemi ve ağrısız doğum için veya gereğinde “sezaryen” için gerekli olan anestezik maddeler verilebilecek, ağrı ortadan kalkacaktır. Doğum sonu (yada sezaryen sonrası) bir iki gün içinde meydana gelebilecek diğer ağrılarınız için yine bu kateterden yararlanılabilir. (İlaç verilir -aralıklı veye devamlı enjeksiyon tekniği-)Enfeksiyon riski nedeniyle bu kateter 48 saat içinde çıkarılmalıdır. Kateter yerleştirme işlemi doğumun I.inci döneminde (latent) olmakta, uygun dozda ve zamanda ilaç verilerek doğumun tüm evrelerinde ağrı kaldırılabilmektedir. Anne adayı eğer sezaryenle doğuma gidecek olursa, yine buradan ilaçla cerrahi işlem hasta uyutulmadan gerçekleştirilebilecektir.
İlaç enjeksiyonu ile ilk dakikalarda ayaklar ve kalçada sıcaklıkla birlikte uyuşma hissi olacak, verilen ilacın doz ve hacmine bağlıda ayaklarda hareket kaybı geçici olarak görülebilecektir. Sezaryende ilaç verilmesini takiben yaklaşık 15 dakika sonra tam uyuşma ile cerrahi müdahale başlatılabilinecektir. Unutulmaması gerekli olan şudur. Bu teknikte yalnızca “AĞRI” duyusu kalkar.” DOKUNMA duyusu kalkmadığı için hasta olup bitenleri cerrahide ağrı duymadan yaşayacaktır. Bu his ağrı ile karıştırılmamalıdır. Her şeye rağmen, anatomik yapı faktörleride göz önüne alındığında ve de kateter yerleştirmede % 15 dolayında başarısızlıkla “yeterli anestezi” sağlanamamakta, yamalı veya tek taraflı anestezi oluşabilmektedir.Bu durumda anestezistiniz gerekli önlemleri alacak, ağrı için destek teknikleri devreye sokabilecektir.
Annenin normal doğumda ıkınma ve stresi ile tüketeceği oksijen bu teknikle azaltılmakta, daha iyi ve düzenli solunumla annenin oksijeni arttırılarak stres ve etkilerinin de bastırılmasıyla; doğacak bebek için daha iyi bir ortam yaratılacaktır. Tekniğe uygun yapıldığında doğum seyrine etkisi olmayan bu yöntem, bazı merkezlerde rutin olarak uygulamaya konulmakta, hastalar tarafından ilgi görmektedir.
İSTENMEYEN ETKİLER: Hipotansiyon (tansiyon düşmesi), bulantı, baş dönmesi, nabızda yavaşlama, ısı düşmesi ve titreme, bel kası gevşeme ve iğnenin bazen lif zedelemesiyle geçiçi olan bel ağrısı meydana gelebilir. Bunlar düzeltilebilen, ciddi olmayan yan etkilerdir. Tekniğine uygun yapılan “epidural anestezide” BAŞ AĞRISI beklenen bir durum değildir.
candida vajiniti vajinal enfeksiyon En sık görülen Candida vajiniti etkeni C.albicans’dır (%90). Normalde ağız, boğaz, barsaklar, vajina ve cilt florasında bulunurlar. Daha az olarak C.tropicalis ve C.glabrata da etken olabilir.Etken : En sık görülen Candida vajiniti etkeni C.albicans’dır (%90). Normalde ağız, boğaz, barsaklar, vajina ve cilt florasında bulunurlar. Daha az olarak C.tropicalis ve C.glabrata da etken olabilir.
Epidemiyoloji : Kandidoz; diyabetiklerde, antibiyotik, kortikosteroid ya da oral kontraseptif kullananlarda, uzun süreli damar içi kateter kullananlar ve gebelerde daha sık görülür. Hücresel immünite kusuru olanlarda ise yaygın olarak kronik mukokutanöz kandidoz oluşur. Fırsatçı patojendirler ve genellikle endojen infeksiyonlara yol açarlar. Ekzojen infeksiyon daha nadir olduğu için bir cinsel temasla bulaşan hastalık olarak kabul edilmemesi eğilimi vardır.
Hastalık tabloları : Çoğu vajinitli hastada belirgin bir yakınma yoksa da cinsel ilişki sırasında yanma, kaşıntı, peynirimsi vaginal akıntı, vajinal hiperemi ve ödem görülebilir.
Tanı : Vajinal sekresyonun incelenmesi ile konur. Gereğinde %10 KOH ile sellüler elemanlar ortamdan uzaklaştırılarak görülebilmesi sağlanır.
Tedavi : Jansiyen moru ile lokal tedavi etkili olmakla birlikte hasta konforu açısından sorunlu bir tedavidir. En kolay ve çok kullanılanı, antifungal (mikonazol, klotrimazol) intravajinal krem ve suppozituvarlardır. Cinsel eşe de lokal tedavi verilmesinin etkinliği tartışmalıdır. Oral tek doz imidazol türevi (ketokonazol, flukonazol) tedavisi de önerilmektedir.
doğum günü gerekenler bebek anne Doğum günü Bebek için gerekenler:- Bebeğinizin içinde uyuyabileceği bebek beşiği- Yatak takımları- Yumuşak bir battaniye- Bebek arabası veya ana kucağı- Varsa arabanız için bebek oturağı- Bebeğin yıkanması için küvet- Bebeğin banyosu için havlu, özel sabun ve şampuan- Altını değiştirirken sereceğiniz kalınca örtü yada ince bir minder- Bebek bezleri ve altını temizlemek için kremli mendiller, pudra- Bebeği biberonla beslayecekseniz şişe, emzik gibi malzemeler- Bebeğiniz için gereken giysiler: 6-8 adet geniş yakalı fanila, 8 tulum, en az 2 hırka, 2 pijama, 3-4 çift yumuşak çorap, bebek başlığı yada şapka, bebek eldiveni, hava soğuk ise yünlü dış giysi- Bebeğinize masaj yapmak için bebek yağları, temizleyici mendil, nemlendirici ve pudra
Doğum günü Anne için gerekenler: • Hijyenik kadın pedi(emici özelliği yüksek olmalı) • 3-4 adet lohusa sutyeni; başlıca iki tür lohusa sutyeni vardır.
doğum kontrol iğneleri gebelik Dünya üzerinde yaklaşık 30 yıldır kullanımda olan doğum kontrol iğneleri üçer aylık (Depo Provera®) ve birer aylık enjeksiyon (Mesigyna®) şeklinde uygulanmak üzere iki ayrı şekilde bulunur ve ülkemizde ikisi de mevcuttur. Bu iki yöntem de güvenilirlikleri doğum kontrol hapları ve tüplerin bağlanmasıyla karşılaştırılacak kadar yüksektir ve aynen doğum kontrol hapları kullanımında olduğu gibi geri dönüşümlü olan korunma yöntemleridir. Üç aylık enjeksiyonlar içlerinde vücutta doğal bulunan progesteron hormonunun medroksiprogesteron asetat adlı sentetik depo türevini içerirlerken aylık enjeksiyonlarda progesterona ek olarak östrojen de bulunur.
Uygulanmaları : Üç aylık iğneler onikişer haftalık aralıklarla, aylık iğneler ise dörder haftalık aralıklarla kalçadan veya koldan kas içine enjekte edilerek uygulanırlar. Üç aylık iğnelerde bir enjeksiyondan diğerine geçen süre en fazla beş hafta, en az üç hafta olmalıdır.
Aylık iğnelerde ise bir enjeksiyondan diğerine geçen süre en fazla 33 gün, en az 23 gün olmalıdır. Aylık iğneler arası süre 23 günden daha az olduğunda adet düzensizliği ortaya çıkabilmektedir. Bir enjeksiyondan diğerine geçen süre yukarıdaki süreleri aştığında yeni uygulama gebelik testi sonrası gerçekleştirilmelidir.
Hem üç aylık hem de aylık iğnelerde ilk uygulama doktor kontrolleri yapıldıktan ve iğne uygulanmasına bir sakınca olmadığı belirlendikten sonra adetin ilk 5 gününde gerçekleşir. Düşük veya kürtaj sonrasında ise ilk bir hafta içinde uygulanabilirler. Doğum sonrasında emzirmeyenlerde ilk üç hafta içinde, emzirenlerde ise ilk altı hafta içinde ilk enjeksiyon uygulanmış olmalıdır.
Etki mekanizmaları : Üç aylık iğneler ovulasyon (yumurtlama) sürecini devre dışı bırakarak etki ederlerken, aylık iğnelerde ek olarak bulunan östrojen ovulasyonu devredışı bırakmaya katkısı yanında düzenli olarak adet görülmesini sağlar..
Yan etkilerAdet kanaması değişiklikleri : Üç aylık iğneler kadında belirgin adet kanaması değişikliklerine neden olurlar. Üç aylık iğnelerin bir enjeksiyonu sonrasında bile kadınların %50'sinde amenore (adetin tümüyle kesilmesi) gözlenirken, dört enjeksiyon sonrası kadınların yaklaşık %75'i adet görmez. Ancak bu değişikliklerin menopoza girildiğine işaret etmediğinin ve kalıcı olmadığının bilinmesi önemlidir.
"Adetten kesilme" görülmeyen kadınlarda üç aylık iğneler sıklıkla lekelenme tarzında ara kanamalara neden olurlar. Bu durum da geçicidir ve şikayetlerin belirgin olduğu durumlarda doktor tarafından ek östrojen takviyesi verilmesiyle arakanamalar düzeltilebilir.
Üç aylık iğnelerin aksine aylık iğnelerde adet düzeni sıklıkla devam eder ve ortalama 28 günde bir adet kanaması görülür. Ancak aynen doğum kontrol haplarında olduğu gibi kullanımın ilk aylarında lekelenme tarzında ara kanamaları gözlenebilir.
Kilo değişiklikleri : Her kadın yaşın etkisine bağlı olarak her sene belli bir miktarda kilo alır. Doğum kontrol yöntemlerinin kilo üzerine etkileri değerlendirilirken bu gerçek gözönünde bulundurulmalıdır.
Çalışmalar, üç aylık iğnelerin bir yılda doğal olarak beklenen kilo alımı yanında ortalama 2.1 kilogram daha alındığını, bunun aylık iğnelerde yaklaşık 0.7 kilogram olduğunu (doğum kontrol haplarında 0.6 kg.) göstermektedir. Kilo alımının daha çok iştah artışına bağlı olduğu görülmektedir.
Psikolojik değişiklikler : Üç aylık iğnelerin prospektüsünde yazılanın aksine çalışmalar bu iğnelerin ve aylık iğnelerin kadında depresyona neden olmadığını göstermektedir. Yüzde 5 kadında üç aylık iğne kullanımına bağlı olarak cinsel istekte azalma görülebilmektedir.
Doğum kontrol iğnelerinin diğer avantajları : Öncelikle her iki iğne de ovulasyonu (yumurtlamayı) devre dışı bırakması nedeniyle dismenore (sancılı adet görme), adet öncesi gerginlik, yumurtlama ağrısı gibi yumurtlamayla ilgili yakınmalarda tedavi edici özellikler göstermektedir. Yine endometriozis hastalığı olanlarda bu etki sayesinde hastalığa bağlı ağrıda gerileme gözlenir.
Doğum kontrol iğnelerinin adet kanamasını azaltıcı ve hatta yok edici etkileri demir eksikliğine bağlı anemi (kansızlık) riskinin de belirgin şekilde azalmasını sağlar.
Miyomları olan ve buna bağlı aşırı kanamaları olan kadınlarda üç aylık iğne uygulamaları kanamaların azalmasına ve böylece ameliyatla uterusun çıkarılma zorunluluğunun ortadan kalkmasına önemli katkılarda bulunabilmektedirler.
Doğum kontrol iğneleri yine yumurtlamayı devre dışı bırakmaları nedeniyle kadınlarda doğurganlık çağında sık görülen fonksiyonel (yumurtlama işlevinin yarıda kalmasından kaynaklanan) yumurtalık kistlerinin daha az görülmesini sağlarlar.
Doğum kontrol iğneleri endometrium (rahim iç tabakası) ve yumurtalık kanserinden koruyucu etkiler gösterirler. Üç aylık iğnelerin meme kanseri riski üzerine bir etkisi yokken, aylık iğnelerde henüz devam etmekte olan çalışmalardan daha çok bu ilacın da meme kanseri riski üzerinde etkisinin olmadığı yönünde sonuçlar elde edilmektedir.
Üç aylık iğnelerin doğum kontrol haplarının aksine kanın pıhtılaşma mekanizması üzerinde olumsuz etkisi olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle prospektüsünde farklı yazsa da üç aylık iğneler daha önceden damarsal bir hastalık geçirmiş olan ve bu nedenle doğum kontrol hapı kullanması sakıncalı olan kadınlarda da kullanılabilmektedir. Ancak aylık iğnelerin içinde östrojen bulunması ve östrojenin de kan pıhtılaşmasını artırıcı yöndeki muhtemel etkileri nedeniyle bu tür hastalarda kullanılması şu an için önerilmemektedir.
Üç aylık iğnelerin yukarıdakilere ek olarak epilepsi hastalığı olanlarda nöbet sıklığını azaltıcı etkileri olduğu da gösterilmiştir.
Gebelikte yanlışlıkla uygulama : Gebelikte yanlışlıkla uygulandığında ne üç aylık ne de aylık iğnelerin bebekte anomali riskinde artışa neden olduğu yönünde bilimsel bir veri yoktur ve bu nedenle bu enjeksiyonların teratojen etkileri olmadığı kabul edilir.
Daha sonraki gebelikler üzerine etkileri : Doğum kontrol iğneleri kalıcı değişikliklere neden olmaz ve ilacın etkileri vücuttan tümüyle ortadan kalktıktan sonra ovulasyon ve böylece gebe kalabilirlik tümüyle geri döner. Bu geriye dönüş aylık iğnelerde son enjeksiyondan 30 ile 60 gün sonraki bir zaman diliminde gerçekleşirken, üç aylık iğnelerde 6 ile 18 ay gibi uzun olabilir. Bu nedenle yanlızca kısa bir süre korunmak isteyen kadınlar için üç aylık iğne uygun bir yöntem değildir.
Hangi durumlarda kullanılmazlar?-gebelik şüphesi veya varlığı-nedeni açıklanamayan vajinal kanama-üç aylık iğnelerde memekanseri, aylık iğnelerde meme, endometrium ve diğer östrojene bağlı geliştiği düşünülen kanser türleri-tüm ilaçlarda olduğu gibi ilacın içindeki etken maddeye ya da maddelere karşı allerji öyküsü-aylık iğneler daha önce ya da şuanda damar tıkanıklığı ile seyreden hastalığı olanlarda (kalp krizi, "inme", derin ven trombozu gibi ve kronik karaciğer hastalığı olanlarda, ya da gebelikte veya doğum kontrol hapı kullanımında safra kanallarının tıkanmasına bağlı sarılık öyküsü olanlarda kullanılmazlar. Bu hastalıklar östrojene bağlı olarak geliştiğinden prospektüsünde farklı olarak belirtse de üç aylık iğneler bu durumlarda kullanılabilmektedirler.
Üç aylık iğneler östrojen içermediklerinden kan lipidlerinde yükselme olan, migreni olan, kalp hastalığı olan, epilepsi ilacı kullanan, 35 yaşın üzerinde olup sigara içen, diabete bağlı damar hastalığı olan, lupus hastalığı olan kadınlarda da kullanılabilirler.
Üç aylık iğneler yine östrojen içermediklerinden emzirme döneminde kullanıldıklarında sütü azaltmaz, bileşimini etkilemezler.
Özetle söylemek gerekirse :Üç aylık iğnelerin en uygun kullanım alanları emzirme döneminde olan, kalp-damar ve karaciğer hastalıkları nedeniyle östrojen içerikli aylık iğne veya doğum kontrol hapları kullanamayan ve östrojen kullanımının sakıncalı olabileceği diğer bazı hastalıkları olan kadınlardır. Yine adet görmemeyi bir avantaj olarak gören kadınlar içinde üç aylık iğneler oldukça uygundur.
Aylık iğneler ise etki mekanizmaları ve yanetkileri olarak doğum kontrol haplarıyla oldukça benzeşen bir korunma yöntemi olmaları nedeniyle doğum kontrol hapı kullanımı açısından uygun bir aday olan, ancak günlük hap kullanımının verdiği sıkıntı ve unutma riski veya başka kişilere yakalanma korkusu nedeniyle doğum kontrol haplarını kullanmak istemeyen kadınlar için bir numaralı seçenek olarak karşımıza çıkmaktadırlar.
embriyo transferi Yumurta toplanmasının ertesi günü öğlene doğru kliniğe telefon ederek yumurtaların döllenme durumu hakkında bilgi edininiz. Ne yazık ki, toplanan tüm yumurtalar her zaman döllenmez ve döllense bile her embriyo 2-4 hücreye her zaman bölünmez. Şüphesiz, rahimin içerisine sadece sağlıklı, normal görünen embriyoları yerleştirmek istiyoruz.
Bu işlem oldukça kolay olup, anestezi gerektirmez ve rutin bir jinekolojik muayenede yapılanlara benzer. Çok nadiren, adet benzeri kramplar işlem sonrasında hissedilebilir.
Embriyo transferi için size verilen saatten 30 dak. önce merkezde bulunmanız gerekmektedir.
Embriyo transferi, ultrason eşliğinde yapılır. Transferden hemen önce embriyolog ve doktorunuz size transfer edilecek embriyoları gösterirler. Daha sonra rahim ağzı transfer için hazırlanır ve özel bir kateter ile rahim içine embriyolar verilir. Bu sırada ultrason resmi çekilir. Embriyolog kateteri kontrol eder ve embriyoların verildiğinden emin olunur. Bu şekilde transfer tamamlanmış olur. Kısa bir süre istirahat sonrası dinlenme odasına alınırsınız.
Embryo transferi sonrasında B-HCG ölçümüne dek geçen süre içerisinde bazen kahverengi lekelenmeler söz konusu olabilir. Bu durum her zaman gebelik olmadığı anlamına gelmez ve istirahat ile progesteron fitil veya enjeksiyonlarını kullanmaya kesintisiz devam etmelidir.
Karında gerginlik ve şişkinlik hissi oldukça sıktır ve kişiyi bazen rahatsız edebilir. Bazen bu belirtiler birkaç gün sonra baslar. Çok miktarda sıvı içmek oldukça önemlidir ve gerektiğinde Minoset,Novalgin gibi ağrı kesiciler kullanılabilir.
Embriyo transferinden 12-14 gün sonra kanda B-HCG ölçümü ile gebelik saptanır. İlaçların etkisi ile adet gecikebileceğinden, gebelik olup olmadığını saptamak ancak bu test ile mümkündür.
Transfer edilecek embriyo sayısı kişilerin özelliklerine ve isteklerine göre belirlenir. Örneğin, yaşı genç olan ve kaliteli embriyoları olan kadınlarda daha az, yaşı daha ileri olup embriyo kaliteleri daha zayıf olan kadınlarda daha çok sayıda embriyo transferi yeğlenir.
embriyo transferi Yumurta toplanmasının ertesi günü öğlene doğru kliniğe telefon ederek yumurtaların döllenme durumu hakkında bilgi edininiz. Ne yazık ki, toplanan tüm yumurtalar her zaman döllenmez ve döllense bile her embriyo 2-4 hücreye her zaman bölünmez. Şüphesiz, rahimin içerisine sadece sağlıklı, normal görünen embriyoları yerleştirmek istiyoruz.
Transfer edilecek embriyoların hangi formda (3.gün -8hücre- veya 5.gün -blastosist-) olacağına, embriyolog ile birlikte doktorunuz, embriyolarınızın gelişimine göre karar vereceklerdir.
Embriyolar genellikle yumurta toplanmasından 2-5 gün sonra rahime yerleştirilir.
Bu işlem oldukça kolay olup, anestezi gerektirmez ve rutin bir jinekolojik muayenede yapılanlara benzer. Çok nadiren, adet benzeri kramplar işlem sonrasında hissedilebilir.
Embriyo transferi için size verilen saatten 30 dak. önce merkezde bulunmanız gerekmektedir.
Embriyo transferi, ultrason eşliğinde yapılır. Transferden hemen önce embriyolog ve doktorunuz size transfer edilecek embriyoları gösterirler. Daha sonra rahim ağzı transfer için hazırlanır ve özel bir kateter ile rahim içine embriyolar verilir. Bu sırada ultrason resmi çekilir. Embriyolog kateteri kontrol eder ve embriyoların verildiğinden emin olunur. Bu şekilde transfer tamamlanmış olur. Kısa bir süre istirahat sonrası dinlenme odasına alınırsınız.
Embryo transferi sonrasında B-HCG ölçümüne dek geçen süre içerisinde bazen kahverengi lekelenmeler söz konusu olabilir. Bu durum her zaman gebelik olmadığı anlamına gelmez ve istirahat ile progesteron fitil veya enjeksiyonlarını kullanmaya kesintisiz devam etmelidir.
Karında gerginlik ve şişkinlik hissi oldukça sıktır ve kişiyi bazen rahatsız edebilir. Bazen bu belirtiler birkaç gün sonra baslar. Çok miktarda sıvı içmek oldukça önemlidir ve gerektiğinde Minoset,Novalgin gibi ağrı kesiciler kullanılabilir.
Embriyo transferinden 12-14 gün sonra kanda B-HCG ölçümü ile gebelik saptanır. İlaçların etkisi ile adet gecikebileceğinden, gebelik olup olmadığını saptamak ancak bu test ile mümkündür.
Transfer edilecek embriyo sayısı kişilerin özelliklerine ve isteklerine göre belirlenir. Örneğin, yaşı genç olan ve kaliteli embriyoları olan kadınlarda daha az, yaşı daha ileri olup embriyo kaliteleri daha zayıf olan kadınlarda daha çok sayıda embriyo transferi yeğlenir.
endometriosis kadın hastalığı Endometriosis uterus (rahim) boşluğu dışında, rahim içini döşeyen ve adetle dökülen endometrial dokuların varlığı olarak tanımlanır. Sıklıkla rahim arkası boşluk, rektovaginal aralıkta (vagina ile barsağın son kısmı arası boşluk), barsağın son kısmının üzerinde, tüpler, yumurtalıklar, rahimi tutan arka bağlar, mesane ve karın içi yan duvarlarda bulunur.
Endometriosis genetik bir hastalık mıdır? Çalışmalar kızkardeşlerin, kocalarının kızkardeşlerine göre 6 kez, başka bir çalışma diğer kadınlara göre 8 kez artmış riskten sözediyor. Etkilenen kız kardeşler diğerlerine göre hastalığı daha ciddi geçirebilirler. Ancak genetik geçişin şekli bilinmiyor.
Hangi sıklıktadır? Genel kadın toplumunda % 2-5 arasında, çocuk sahip olamayan kadınlarda % 30-40 sıklıkta bulunabildiği bilinmektedir.
Nedeni nedir? Tüm olguları tek bir teori açıklayamıyor. Yine de çeşitli görüşler ileri sürülmektedir.
gebelik gebelikte sigara kullanımı gebelik gebelikte sigara kullanımı : Sigaranın genel olarak sağlık üzerindeki olumsuz etkileri iyi bilinmektedir. Sigara kullanımı ile akciğer kanseri, kalp-damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, mesane kanseri, mide-barsak kanserleri ve rahim ağzı kanseri gibi birçok hastalığın riskini artırdığı birçok çalışmada gösterilmiştir. A.B.D’de yılda 450.000 ölümden sorumlu nedenler arasında sigara da yer almaktadır. Ayrıca sigaranın neden olduğu hastalıklar nedeniyle yapılan harcamaların 157 milyar dolar olduğu belirtilmektedir. Bu istatistikler sigaranın gerek sağlık, gerekse ekonomik açıdan ne kadar önemli bir sorun olduğunu net olarak göstermektedir.
Gebelik sırasında sigara kullanımının hem kadın, hem de bebek üzerinde çok önemli olumsuz etkileri bulunmaktadır.
gebelik haftası bulma hamilelik Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir. Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12' inci haftalar arasında duyulabilir.
gebelik hamilelikte önemli tarihler Kadınlarda gebelik hamilelikte önemli tarihler : Gebe kaldığınız muhtemel tarih - Bebeğinizin organ gelişiminde kusurlar oluşması açısından en riskli dönem - Bebeğinizin organ gelişiminin başladığı tarih - Bebeğinizin organ gelişiminin büyük kısmının tamamlandığı tarih.İlk trimester sonu (12 haftalık)Bebeğiniz bu haftada doğarsa çok az da olsa yaşama şansı vardır.
gebelik testleri gebe takibi Normal bir gebelikte hangi test ne zaman yapılmalı : İdeal olan bir kişinin gebelik öncesi bir jinekologagidip muayene olması ve sonrasında bilinçli şekilde gebe kalmasıdır. Ancak maalesef pek az bayan gebelik öncesi hekimlere gelip muayene olmaktadır. Normal bir gebelik izlemindeki haftaları ve takiplerde yapılması gereken tetkikleri gebelik haftalarına göre aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
GEBELİK İZLEMİ - İlk kontrol: 6-8. haftaÖncelikle kanda yapılan β-HCG veya idrarda gebelik testlerinin pozitif oluşu ile gebelik tanısı konulur. İlk gebelik kontrolinde anne adayları adeta bir check-up’tan geçirilirler.• Ultrason (tercihen vajen içinden)• Kan grubu, Rh• Tam kan sayımı• Kan biyokimyası• TORCH taraması• Tam idrar tahlili, gerekirse idrar kültür- antibiyogramı• Servikovaginal smear testi (PAP smear testi)• Kanama profili• Hepatit B, Hepatit C, AIDS taraması
- 2. kontrol: 10-13.
gebelikte amniyosentez Amniyosentez (amniosentez) çeşitli yöntemler ile bebeğin amniyon kesesinin içine girilerek bir miktar sıvı alınması demektir. Amniyon mayii gebeliğin 12. haftasına gelindiğinde yaklaşık 50 ml civarında, 16-20 gebelik haftalarında 200-400 ml civarındadır. 36-38. gebelik haftalarında 1 litre olan miktar doğuma doğru bir miktar azalma gösterir. Amniyon mayii karakteri ve biyokimyasal yapısı sürekli bir değişim içindedir. Bu mayii dinamik bir yapıdır. Fetusa ait pekçok hücre ve salgı bu materyal içinde yer alır. Amniyosentez ile elde edilen mayii içerindeki fetus kaynaklı hüceler ile genetik bazı bozukluklar araştırılır. Sıvı kısmı ise bebeğin metabolizması hakkında bilgi verir.
Amniyosentez yapılmasını gerektiren durumlar : Amniyosentez kromozom anomalilerinin, metabolik hastalıkların, genetik hastalıkların saptanması ve fetusun olgunlaşmasının değerlendirilmesi maksadı ile yapılır.
gebelikte beslenme hamilelik diyeti gebelikte beslenme hamilelik diyeti : Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda, en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir. Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür. Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler. Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir. Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsızlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir. Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar. Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Kadınları korkutarak sevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak, doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.
gebelikte sigarayı bırakmanın yolları Gebelikte Sigara Bırakmanın Yolları : Gebelik dönemi kadınların sigarayı bırakma konusunda en motive olduğu dönemdir. Ancak buna rağmen birçok kadın sigara bırakma konusunda başarısız olmakta veya hiç bırakma girişiminde bulunmamaktadır. Burada hekime de çok önemli görevler düşmektedir. Öncellikle sigaranın bebek üzerindeki olumsuz etkileri hastaya detaylı bir şekilde anlatılmalı, hastaya sigarayı bırakma yolları konusunda bilgi verilmeli ve gerekirse bir psikiyatrist veya psikolog ile konsulte edilmelidir. Birçok hasta gebelikte 5 sigaranın hiçbir zararı omadığını düşünmekte ve yine birçoğu bu bilgiyi direk olarak bir hekimden aldığını belirtmektedir. Bu kesinlikle doğru olmayıp, daha önce de belirttiğim gibi sigaranın olumsuz etkileri ilk sigara ile birlikte başlamaktadır.
gebelikte şeker hastalığı gestasyonel diyabet gebelikte şeker hastalığı gestasyonel diyabet : Günümüzdeki ilerlemeler, Diyabetli (şeker hastalığı) annelerin sağlık bir gebelik ve sağlıklı bir bebek sahibi olma şanslarını arttırmıştır. Başka bölümlerde daha sonra daha detaylı görecek olmamıza rağmen biraz diyabetten (şeker hastalığından) bahsedelim. Besinlerle aldığımız ve vucudumuzun yakıtını oluşturan şekerli maddelerin hücrelerimize girebilmesi için, pankreas denilen bir organımızın salgıladığı İNSÜLİN isimli bir hormona ihtiyaç duyarız. Bu hormonun, yetersiz yapılması veya hücrelerce uygun kullanılamaması sonucu, şekerler hücre içerisine giremezler. Tedavi edilmeyen hastalarda, kanda yüksek miktarlarda şeker birikir ve başta böbrek, göz ve damarlar olmak üzere bir çok organa zarar verir. Bu organların kaybedilmelerine neden olabilir.
Bazı hastalar, günlük insülin ihtiyacını, günlük enjeksiyonlar ile kendileri alırlar.
hamilelik hamileliğin belirtileri Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır. Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamaları hastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesi gerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler, yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir. Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu, bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu akla getirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir. Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12' inci haftalar arasında duyulabilir.
hirşutizm kadınlarda anormal kıllanma Hirşutizm, androjen adı verilen seks hormonuna bağlı kıllanma artışı olarak açıklanabilir. Kıllanma artışı genelde üst dudak, çene, kulak, yanak, alt karın, sırt, göğüs ve üst kol ile uylukta meydana gelir.Hirşutizm, genelde androjen hormonunun artışına bağlı olarak meydana gelmekle birlikte bazen de kıl köklerinin bu hormona olan duyarlılığının artışı sonucunda da meydana gelebilir. En sık rastlanılan nedeni, polikistik over hastalığıdır (POH). POH da tipik olarak adet düzensizlikleri, kısırlık, şişmanlık ve hirşutizm gözlenir. Bu hastalığa böbrek üstü bezlerinden androjen salınımını arttıran hipotalamao-hipofzer hastalığın neden olduğu sanılmaktadır.
Androjen salgılayan over (yumurtalık) tümörleri genelde hızlı kıl büyümesine, adet görmemeye ve virilizasyona (memede küçülme, seste kalınlaşma, kliterusta büyüme, alında açılma gibi) neden olurlar. Bu tümörlerden en sık testesteron hormonu salgılanır.
ikiz gebelik doğum Her 80 doğumun birinde ikiz doğum olur. Yani; ikiz gebelik, çok ender rastlanan bir durum değildir. Bununla birlikte, özel denetim isteyen, bir ölçüde riskli bir gebeliktir. İkiz gebelik tanısının dayanakları şunlardır: Birincisi üç aylık dönemin rahatsızlıklarının çokluğu ki bu, koriyonik gonadotropin düzeyinin yüksekliğine bağlıdır ; rahmin aşırı gelişmesi; ikinci üçaylık dönemin ikinci yarısından başlayarak çift kalp vuruşunun duyulması. Kesin tanı için daha ayrıntılı bilgi veren aygıtlara başvurulmalıdır. Bunlar arasında en yaygın olanı, ultrasonografidir. Gebeliğin hangi döneminde olunursa olunsun, film çekilmesi uygun görülmemektedir.
Ultrasonografi ile ikizlik tanısı, gebeliğin ilk haftalarında (5-6. haftalar) başlayarak kesinlikle konulabilir. Bununla birlikte, 12. haftada incelemeyi yinelemek önerilir. Çünkü, bazen ilk haftalarda, öndülütlerden (embriyo) biri gelişmesini durdurur. Kesin bir şey söyleyebilmek için, 12.
ilk adet görme menarş ilk adet görme (Menarş) kız çocuklarının puberte gelişimi sırasında üreme çağına geçişin bir işareti olarak kabul edilir. İlk adete menarş da denmektedir. Menarş yaşı kız çocuğunun genetik yapısı, beslenme ve sosyokültürel yapısı ile ilişkilidir. Ortalama olarak 9 ile 16 yaş arasında olabilir. Menarş yaşı coğrafik bölge ile de ilgilidir. Güneş ışığına daha çok maruz kalan ekvatora yakın bölgelerde menarş daha erken olurken, kuzey Avrupa ülkelerinde daha geç olmaktadır. Beslenme durumu iyi hafif topluca kızlarda menarş erken olmaktadır.
Menarş kız çocuğunun pubertal gelişiminde bir aşamadır. Ve bu gelişim sürecinde belli bazı aşamaların gerçekleşmesinden sonra olur. Puberte gelişim evrelerine göre ilk önce boy uzaması ve memede tomurcuklanma izlenir. Daha sonraki aşamada cinsel bölge ve koltuk altında tüylenme oluşur. Bunlardan sonra ilk adet gerçekleşir. 9 yaş öncesinde gerçekleşirse erken menarş olarak değerlendirilir.
kadınlarda adet ağrısı dismenore Kadınlarda adet ağrısı ( Dismenore ) , adet kanamasından önce yada kanama süresince ortaya çıkan kramp benzeri bir ağrıdır. Genellikle 2 saat içinde en şiddetli sevıyeye ulaşır. Sürekli tarzda da olabilen bu ağrı, karnın aşağı kısmı ile kasıklarda hissedilir; zaman zaman bacaklara ve bele doğru da yayılabilir.
KADINLARDA ADET AĞRISININ ÖZELLİKLERİKadınlarda adet kanaması esnasında meydana gelen ağrı (dismenore) ikiye ayrılır: - Genellikle buluğ çağında ortaya çıkarak, ilerleyen yaşla birlikte veya gebelikten sonra hafıfleme eğilimi gösteren: Birincil adet ağrısı (Primer dismenore)- Başka bir rahatsızlığa bağlı olarak genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen: İkincil adet ağrısı (Sekonder dismenore)
Kadınlarda adet ağrısı (dismenore) ile birlikte, başağrısı, bulantı, kusma, sık ıdrara çıkma ve kabızlık / ishal de görülebilir.
küretaj istemli düşük İstemli Düşük Nedenleri : Daha önceden rahim ameliyatı geçirmiş olmak, gebeliğin toksik etkisi, ihmal edilmiş kan uyuşmazlıklarında, ileri yaş grubundaki annelerde (anne ve bebeğin yaşamını tehdit edebilir), şiddetli ortopedik sorunlar varsa (omurga ile ilgili bazı durumlarda), pıhtılaşma bozukluklarına yol açan kan hastalıklarında, şiddetli kalp yetmezliği ve hipertansiyonu olan hastalarda, şiddetli akciğer hastalıklarında (Tüberküloz gibi), böbrek yetmezliği olan kronik hastalarda, şiddetli şeker hastalarında ve bazı diğer hormonal bozukluklarda, gebeliğin safra yollarında tıkanıklıkla seyrettiği durumlarda, kalın barsağın ciddi ülserli hastalığında, bağışıklık sisteminin bazı hastalıklarında, doğuştan gelen kromozom anormaliği durumlarında, kanser hastalarında, psikiyatrik bozukluğu olan hastalarda, annede zeka geriliği ve ileri derecede yoksulluk durumunda.
İstemli Düşük Yöntemleri : Gebeliği sonlandırmak için bir çok yöntem vardır.
kürtaj küretaj gebelik tahliyesi Kürtaj hiçbir zaman bir aile planlaması yöntemi değildir. İstenmeyen gebelikleri önleyebilmek için öncelikle modern aile planlaması yöntemleri etkin bir şekilde uygulanmalı ve her şeye rağmen istenmeyen bir gebelik ortaya çıkmışsa son çare olarak kürtaja başvurulmalıdır. Kürtaj, gebelik sonlandırılması için yapılabileceği gibi düşük yapan kişilerde rahim içinde eğer bebeğe ait parçalar kaldıysa, yani gebeliğe bağlı rahim içi materyal tam olarak atılamadıysa bunları temizlemek için de yapılabilir. Bu işlemin adı “Retansiyone küretaj” olarak anılır. Küretaj, aslında bir anlamda tüm rahim içinin temizlenmesidir. Örneğin gebe olmayıp uzun süreli ve fazla adet gören kadınlara da küretaj yani rahim içi temizliği gerekebilir. Buradaki işlemin adı tanısal amaçlı yani “Probe Küretaj” dır. Yapılan küretaj sonrası kanama kesilir ve alınan rahim içi dokusu patolojiye gönderilerek kanamanın nedeni araştırılır. Yani yapılan işlem ile hem tanı hem de tedavi bir arada yapılmış olur.
kürtaj rahim tahliyesi Kürtaj ya da rahim tahliyesi, istenmeyen bir gebeliğin özel yöntemlerle sonlandırılmasıdır. Kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Kürtaj, doğum kontrol yöntemlerinin başarısızlığının en somut örneğidir. Kürtaj, hem lokal anestezi, hem de genel anestezi altında uygulanabilir. Genel anestezi, işlemin tümüyle ağrısız seyretmesi açısından tercih edilen çağdaş bir yöntemdir. Kanunen kürtaj, 10. gebelik haftasına kadar uygulanabilir. Gebeliğin tıbben sakıncalı olması durumunda bu süre 10 haftayı aşabilir. Bu durumlar; anne adayının sağlığını tehdit edebilecek ve gebeliğin riskli olduğu hastalıklardır. Diğer önemli durum ise bebeğin sakat olduğunun ya da öldüğünün belirlenmesidir ki bu durumda gebeliğin çok daha ileri gebelik haftalarında bile sonlandırılması kaçınılmazdır.
Öncelikle gebelik haftası ultrasonla belirlenir; dikkatli bir muayene yapılır. Uygulama genel anestezi altında yapılacaksa, anestezi uzmanı tarafından gerekli işlemler başlatılır.
meme kanseri kanserleri Meme dokusu süt bezleri, süt kanalları, bunları çevreleyen yağ dokusundan oluşmaktadır. meme kanserleri bu dokulardan ortaya çıkar. Her dokunun kanseri farklı özelliktedir, tedavisi ve hastalığın ilerleyiş biçimi farklıdır. Süt bezlerinden ortaya çıkan kanserlere lobuler karsinoma ( kanser), süt bezlerinden ortaya çıkan meme kanserlerine ise Duktal kanser denmektedir. ayrıca kanser hücrelerinin lokalize veya çevre dokuya yayılmalarına bakılarak in situ kanser ve invaziv kanser terimleri de kullanılmaktadır. İnvaziv kanser çevre dokuya yayılmış in situ kanser yayılmamış anlamındadır.
RİSK FAKTÖRLERİ Günümüzde kadınlarda gözlenene kanserler arasında ilk sırada meme kanserleri vardır. Her kadının meme kanserine yakalanma riski vardır.
memeden süt gelmesi galaktore memeden süt gelmesi galaktore : Normal olarak, sadece doğum yaptığınızda veya 1-2 gün evvel süt salgılarsınız. Eğer bunun dışında memelerinizden süt sızarsa olağan dışı bir durumunuz var demektir; buna galaktorrhea (Yunanca gala: süt, rhoia: akıntı) denir. Araştırmacılar memeden süt gelmesi vakalarının yüzde 50 sinde sebebin bulanamadığını, yüzde 25 de sebebin, prolaktinma denilen bir tür hipofiz tümörü olduğunu söylemektedirler. Bu tümör genellikle selim olmasına karşın, süt üretimini düzenleyen prolaktin hormonu salgılar. kalan yüzde 25 te memeden süt gelmesi galaktore çeşitli nedenlere bağlı olabilir (Örneğin, hipertiroidizm belirtisi veya bir ilacın yan etkisi), memeden süt gelmesi galaktore ye (memeden süt gelmesi) sebep olan ilaçlar methildopa (yüksek tansiyon için kullanılan bir ilaç), phenotiazinler (bir müsekkin grubu) depresyona karşı çeşitli ilaçlar ve dekstroamfetamin içerirler.
mikroenjeksiyon ICSI yöntemleri ICSI adıyla da bilinen mikro enjeksiyon, günümüzde teknolojinin infertilite alanına kazandırdığı en yüz güldürücü tekniklerden biridir. Çok kısa bir zaman öncesine dek imkansız denilen durumlarda bile ICSI çiftlerin gebeliğe ulaşma şansını arttırmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de bir çok mikro enjeksiyon bebeği sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedir.
İnfertil çiftlerde yardımla üreme için ICSI (Intra Cytoplasmic Sperm Injection) ya da bilinen adıyla mikroenjeksiyonun kullanılması, In Vitro Fertilizasyon ve embriyo transferi (IVF-ET) yöntemlerinin gelişmesinden beri ulaşılan en önemli gelişmedir. 1970'li yılların sonlarında ve 1980'li yılların başlarında tüp bebek (IVF-ET) yönteminin ilk geliştirilme amacı, tüplerin tıkalı olduğu kadın infertilite olguları idi. Bu şekilde tüpler by-pass edilebileceklerdi.
myom kadınlarda myomlar Myom Nedir: Değişik nedenlerle jinekoloğa giden pek çok kadının arkadaşlarına biraz da korkarak bende ur varmış dediğine birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Halk arasında ur olarak adlandırılan bu durum aslında “myom”dur. Tıbbi literatürde ”fibroid” ya da “leiomyoma” adı da verilen myomlar, içlerinde düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu (kanser olmayan) kitlelerdir. Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz büyüklüğüne kadar değişkenlik gösterir. Kadın pelvisinde en sık görülen tümördür. İyi yanı hemen her zaman iyi huylu olması ve kansere dönme olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olmasıdır. Hastaların %75'i kendisinde myom olduğundan dahi habersizdir. Kötü yanı ise her 4-5 kadından birinde ortaya çıkmasıdır.
Büyüklüklerinin çok değişken olması nedeni ile bu oranın aslında gerçeği yansıtmadığı, dikkatli bir inceleme yapılacak olursa myom görülme sıklığının %80'den daha fazla bulunacağı ileri sürülmektedir. Tek bir tane olabileceği gibi sayılamayacak kadar çok da olabilir.
myomlar myoma uteri myoma uteri : Rahim duvarını döşeyen kas tabakasından gelişen iyi huylu tümörlerdir. Üreme çağındaki bir çok kadında myom mevcuttur. Yaklaşık olarak 35 yaş üstü kadınların % 20'sinde myom vardır. Ancak büyüklükleri kadından kadına farklıdır. Bazı durumlarda gözle görülemeyecek kadar ufakken bazen de tüm karnı bir gebelik gibi dolduracak kadar büyük olabilir. Bazı durumda da rahim üzerinde birden fazla myom olabilmektedir. Myomlar genel olarak kadınlık hormonlarına cevap verirler. Üreme çağında yumurtalıklardan salgılanan estrojen hormonu myomun büyümesine neden olur. Bunun sonucu olarak myomlar yıllar içersinde büyüme eğilimindedir. Myomların kansere dönüşebilme olasılığı binde 5 gibi oldukça düşük bir orandır. Kansere dönüşürse myom büyümesi hızlanır. Bu nedenle myom tespit edilmiş kadınların düzenli olarak 6- 12 ayda bir jinekolojik kontrollere gitmeleri faydalıdır.
ovulasyon indüksiyonu yumurtlama uyarıcı Ovulasyon indüksiyonu (Yumurtlama uyarıcı) tedavileri, birkaç ilacın bir arada kullanıldığı çeşitli protokollerden oluşur. Hangi ilacın ne dozda ve hangi şemada başlanacağı kişinin muayene sonuçlarına, hormon profiline, önceki tedavilere verdiği yumurtlama cevabına ve neden tüp bebek uygulaması yapıldığına göre değişir. Kullanılacak ilaçlar tedavi siklusunun başında belirlenerek, reçete düzenlenir ve gerekli ilaçların tedaviye hazırlık döneminde temin edilmesi istenir.
İLAÇLAR: Olgun yumurtalar elde etmek için birtakım ilaçlar kombine olarak kullanılır. Her hastanın kişisel özelliklerine göre değişik ilaç rejimleri kullanılır. Ancak, çoğu rejimler aşağıda adı geçen ilaç gruplarını içerir.
1)- Decapeptyl : Günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.- Suprefact : Burun spreyi şeklinde uygulanır.- Suprecur : Burun spreyi şeklinde uygulanır.- Lucrin : Günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.- Synarel : Burun spreyi şeklinde uygulanır.
osteoporoz kemik erimesi Kemik yoğunluğunun yaygın olarak azaldığı ve kemik yıkımının, kemik yapımından fazla olduğu durumdur. Normalde kemiğin yapım ve yıkımı arasında bir denge vardır. Herhangi bir nedenle kemik yapımının azalması veya yıkımının artması sonucu osteoporoz meydana gelir. Uzun süre hareket edememe, felç, yetersiz beslenme, yetersiz kemik dokusu yapımı Kadınsanız, menopozdan sonra osteoporoz olma şansınız dörtte birdir. Osteoporozda, kemikler zayıf, ince ve kırılmaya eğilimli olurlar. Omurga, bilek ve kalçanın eğri duruşu ve kırılmaları yaygındır. Daha yaşlı bazı insanlar için, bu tür kırılmalardan kaynaklanan komplikasyonlar ölümcül olabilir. Osteoporozun nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Bir faktörün hayatınız boyunca tükettiğiniz kalsiyum miktarı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle diyetiniz yeterli miktarlarda kalsiyum içermelidir.
11 ilâ 24 yaşlarında erkekler ve kadınlar için, kalsiyumun tavsiye edilen miktarı günde 1200 miligram, 25 yaşın üzerinde ise günde 800 miligramdır.
polikistik over sendromu Yumurtalıklarda irileşme ve bir çok küçük kist oluşumu ile karakterize bir hastalıktır. Polikistik overi olan hastalarda adet düzensizlikleri, tüylenme ve infertilite problemleri vardır. Kanda hormon ölçümleri yapıldığında çeşitli anormallikler saptanır, özellikle de erkeklik hormonları yükselmiştir. Bu sendromda; beyindeki hipofiz dokusundan salgılanan ve yumurtalık hormon üretimini düzenleyen, FSH ve LH hormonları arasındaki denge ve düzen bozulmuştur. Bunun sonucu olarak yumurtalık hormon üretiminde anormal sapmalar oluşmaktadır (normalde de bir miktar salgılanan erkeklik hormonunun yükselmesi ). Erkeklik hormonu yüksekliğine bağlı olarak vücutta (yüzde, göğüslerde, göbek etrafında ve bacaklarda) erkek tipi tüylenme artışı olurken bazen erkek tipi saç dökülmesi de izlenmektedir. Hastalığın bir diğer fenomeni olan yumurtlama olmaması sonucu progesteron hormonu üretimi olmamakta ve estrojen hormonu tek başına salgılanmaktadır.
premenstruel sendrom Adet görmeden önceki dönemde yaşanan sinirlilik, gerginlik, duygusal labilite, depresyon, baş ağrısı, göğüs gerginliği ve karında gaz şikayeti gibi bir çok yakınmayı içine alan bir durumdur. Şikayetler adet periyodunun luteal fazı boyunca yani adetten önceki yaklaşık 14 günlük dönemde olur. Adetten hemen önce şiddetlenir ve adetle birlikte kaybolur. Premenstruel sendrom adet periyodu boyunca kan dolaşımındaki hormonlardaki değişiklikler neticesinde olmaktadır. Premenstruel sendrom yakınması olan kadınların yakınmaları kişiden kişiye farklılık gösterir. Bir kadında sinirlilik belirginken bir diğerinde göğüslerde gerginlik ve ağrı ana şikayet konusu olabilir. Benzer şekilde aynı kadında adetten adete de yakınmalar değişebilir.
rahim ağzı kanseri serviks Kadın üreme organlarından serviks rahim ile vagenin birleştiği bölgedir. Vaginadan bakıldığında vagenin sonunda bir yarım küre şeklindedir. Merkezindeki kanal aracılığı ile rahim içi boşluk vagene açılır. Bu boşluktan da adet kanı dışarı atılır. Kadın üreme sistemi kanserleri arasında ikinci sıklıkla görülmektedir. Çoğunlukla 35-55 yaş arası kadınlarında görülmektedir. Serviks kanserinin nedeni büyük bir olasılıkla human papilloma virusunun (HPV) neden olduğu bir enfeksiyondur. Bu enfeksiyon etkeni cinsel ilişki ile bulaşmaktadır. Kanser hücreleri vucudun içinde ve dışındaki dokuları döşeyen hücrelerden gelişmektedir (epitel hücresi). Bu döşeyici hücreler deri benzeri cok katlı yassı epitel ( Squamoz) veya salgı yapma özelliği olan (Adenoid) epitel olmak üzere iki grupta incelenebilir. Işte bu iki tip hücreden de farklı davranış özelliği gösteren kanserler gelişebilir. Serviks kanserlerinin yaklaşık olarak % 85'I squamoz kanserlerdir. Adeno kanserler ise daha az oranda görülür.
rahim içi araçlar gebelikten korunma Rahim içi araçlar; gebelikten korunma amacıyla rahim içine yerleştirilen küçük plastik, bakır veya doğal kadınlık hormonları içeren araçlardır. Nasıl Korur ? Erkek tohum hücrelerinin (sperm) yumurtası döllemesini engeleyerek gebeliği önler. Hormon salan rahim içi araçlar ayrıca rahim boynundaki salgıyı kalınlaştırırak sperm geçişini engeller ve rahim iç tabakasını inceltir. Ne kadar süre ile etkilidir ve etkililiği nedir? Spiral denen tipi ömür boyu, bakır içeren tipi 10 yıl süre ile etkilidir. Yöntemin etkililiği %97 - 99 arasında değişir.
Faydaları nedir ? RİA çıkarıldığında fertilite hemen geri döner. Hap gibi unutulma olasılığı yoktur. Doğum veya düşükten hemen sonra uygulanabilir. Emziren kadınlar için uygundur. Cinsel ilişkiyi etkilemez. Emziren annelerde rahim içi araç kullanabilir, bebeğe ve anne sütüne hiçbir zararı yoktur. Yan etkisi var mıdır? İlk uygulandığı aylarda bazı kadınlarda kasık ağrısı, iki adet arası lekelenme ve adet miktarında artma olabilir.
rahim kanseri uterus kanserleri Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında dördüncü sıradadır. En sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 50-60 yaşları arasındaki kadınlarda görülür. Rahim kanseri denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan ( rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. Endometrium kanseri de bir diğer adıdır. Rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. İlk önce rahim ağzı ( serviks) ve tüplere ve yumurtalıklara doğru yayılır. Daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar.
Rahim kanseri için risk faktörleri :. Geç menopoz. Çocuk doğurmamış olmak. Genç yaşlarda adet düzensizlikleri. Şişmanlık. Hipertansiyon. Şeker hastalığı
Rahim kanserinde yakınmalar: Rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası vaginal kanamadır.
rahim sarkması idrar kaçırma Rahim sarkması, mesane sarkması, rektum sarkması gibi hastalıklar doğum sonucu olarak kadın cinsel organlarında gevşeme ile birlikte olan çeşitli işlevsel ve anatomik bozukluklardır. Doğum sırasında, bebeğin doğum kanalından geçebilmesi için rahim, mesane ve rektumu destekleyen dokular (pelvik diyafram) gerilir ve yırtılabilir. Loğusalıkta bu dokular genellikle normal haline döner. Fakat pek çok kadında zamanla bu yapılar sarkmaya başlar. Her hastadaki sarkmanın derecesine bağlı olarak rahimde bir ağırlık veya sarkma hissi, kabızlık, haznede (vagina) gevşeme, haznenin ön veya arkasında bariz şişkinlik, gülerken, öksürürken ya da ağır bir cisim kaldırırken idrar kaçırma ya da rahimin bariz olarak hazneden dışarı çıkıp sallanması, üzerinde yaralar oluşması gibi yakınmalar olabilir.
Bu şekilde yakınmaları (idrar kaçırma gibi) olan hastalar için tedavi genellikle ameliyattır. Yaşlı hastalarda rahimin alınması mesane ve rektumun onarılması ameliyatı yapılabilir.
servisitler rahim ağzı yaraları Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen “servisit” en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. Genel anlamı ile servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. (Yandaki resimde iltihabi serviks dokusu görülmektedir) Sıklıkla bir enfeksiyona bağlıdır, ancak bazen irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilir. Kadınların yarısından fazlası hayatının bir döneminde bu hastalığa yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için uygun bir adaydır. Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların çoğunda başka bir hastalıkla bir arada ya da tek başına servisit bulunabilir. Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.
Belirtiler : Servisitin ilk belirtisi adet kanamasının bitişini takip eden dönemde ortaya çıkan vajinal akıntıdır.
sezaryen ile doğum gebelik Günümüzde anestezi yöntemlerinin iyileşmesi, sterilite ve enfeksiyon problemlerine karşı güçlü antibiyotiklerin bulunması, ameliyat dikiş materyallerindeki gelişmeler ve cerrahi tekniklerin ilerlemesi sonucunda sezaryen ameliyatları son derecede güvenli ve kolay bir işlem haline gelmişlerdir. Sezaryen hastanın isteğine bağlı yapılabileceği gibi bazı tıbbi zorunluluklar karşısında da yapılabilir. Bu tıbbi zorunluluklar, anne veya bebeğe bağlı olabileceği gibi gebeliğin kendine has özel durumlarına da bağlı olabilir. Yine yapılacak olan sezaryen ameliyatı, gebeliğin seyrine göre değişik gebelik haftalarında olabilir. Genel olarak amaç anne ve bebek açısından en uygun zamanı yakalamaktır.
İsteğe bağlı (elektif) sezaryen: Ülkemizde, özellikle son senelerde hastanelerdeki isteğe bağlı sezaryen oranları gün geçtikçe artmaktadır. Burada herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın, anne-baba adaylarının tercihleriyle, bebek gününü doldurduktan sonra (38.
tekrarlayan düşükler habitüel abortus Düşük (abortus), gebeliğin en sık rastlanan komplikasyonudur. Aslında bazı aylarda kadınlar daha gebe olduklarını bile farkına varmadan, adet kanaması ile "sessiz düşük" yapabilir. Yani her döllenme, sağlıklı gebelikle sonuçlanamayabilir. Bazen döllenme olur, fakat döllenme ürünü rahim içine yerleşmez ve sessizce, adet kanaması ile birlikte düşer. Bu durum sadece gebelik testleriyle anlaşılabilir. Biz buna kimyasal gebelik diyoruz. Klinik olarak tespit edilen gebeliklerin ise, %15'i düşük ile sonuçlanmaktadır. Tekrarlayan düşüklerde üst üste 2 düşükten sonra ileri araştırma yapılmalıdır. Bu durum yaklaşık olarak 300 gebelikte 1 görülür. 35 yaş üstü veya infertil anne adaylarında klinik araştırmaya tek bir düşükten sonra başlanmaktadır. Risk, düşük sayısı arttıkça artar. Üst üste 4 düşükten sonra tekrarlama riski %50'ye kadar yükselmektedir.
tüp bebek tedavisi IVF IVF (Tüp Bebek) basitçe, yumurtaların sperm tarafından vücut dışında, laboratuar koşullarında döllenmesidir. IVF yani In Vitro Fertilizasyon, tüp bebek yönteminin bilimsel adı olup vücut dışında döllenme anlamına gelmektedir. Kadından alınan yumurta erkekten alınan sperm ile aynı tüpe konur ve döllenme gerçekleşir. Normalde her ay 1 yumurta üretilir ve sperm ile buluşma olur. Sperm yumurta buluşması (döllenme) için zamanlama önemlidir. Diğer önemli faktör buluşma güzergahının yani rahim ve tüplerin açık olmasıdır. Uygun kalitede sperm ve yumurta doğru zamanda ve doğru yerde buluşmalıdır. Bu sürecin herhangi bir aşamasında sorun olduğunda gebeliğe ulaşılamaz.
tüp ligasyonu tüplerin bağlanması Tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) : Kadınlarda yumurta, yumurtalıklarda meydana gelir ve tüplerden (yumurta kanallarından) geçerek rahime ulaşır. Yumurta kanalları bağlanınca, yumurta rahime geçemez ve rahim içinde erkek tohum hücresi (sperm) olsa dahi gebelik mümkün olmaz. Tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) kimler için uygundur ? Yeterli sayıda çocuğu olup bir daha kesinlikle çocuk istemeyenler ve Sağlıkları açısından bir daha doğum yapmaması gereken kadınlar. Tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) nasıl yapılır, hastanede yatmak gerekir mi? Kadında yumurta kanalları küçük bir işlemle bağlanır. Bunun için her zaman kadının bayıltılması gerekmez. Karında kesi yapılacak yer uyuşturulur. Hiçbir ağrı olmaz. Hastanede yatmak gerekmez. İşlemden sonra biraz dinlenip aynı gün evine gidebilir.
Tüpleri bağlanan kadının adetlerinde ve cinsel yaşamında değişiklik olur mu ? Yumurta kanalları bağlanan kadının adet düzeninde bir değişiklik olmaz.
vaginal akıntı vaginosis Normalde üreme çağındaki her kadında bir miktar vaginal akıntı vardır. Kadınlık hormonlarının etkisi ile rahim ağzındaki servikal bezlerden sümüksü kaygan bir sıvı salgılanır. Bu sıvının faydalarından birisi de vagen kayganlığını sağlayarak cinsel ilişkinin konforlu olmasını sağlamaktır. Menopoza giren kadınlarda bu sıvının salgılanması durduğu için vaginal kuruluk ortaya çıkmaktadır. Bu vaginal sıvıya fizyolojik vaginal akıntı da denmektedir. Akıntı adet periyodu içinde yumurtlama tarihlerine yaklaştıkça artma eğilimindedir, bazı durumlarda çamaşırı kirletecek derecede vagen dışına taşabilir. Her ne kadar aşırı miktarda olabilse de, fizyolojik akıntı renksiz, kokusuzdur, kaşıntı ve irritasyon yapmaz.
Vaginanın iltihabına vaginit denmektedir. En önemli bulgusu da artmış vaginal akıntıdır. Fizyolojik sınırlardaki vaginal akıntıdan farklı bazı özellikleri vardır. İltihaba bağlı olan akıntı bol miktardadır. Kötü rahatsız edici kokusu olabilir.
vajina kanseri vaginal kanserler Kadın üreme sisteminden kaynaklanan kanserlerin %1'i vajina kanseridir (vaginal kanserler). Vajina kanseri (vaginal kanserler) ortalama olarak 45-65 yaş arası kadınlarda rastlanmaktadır. Vajina yüzeyini döşeyen çok katlı epitel hücrelerinden ortaya çıkar tamamına yakını squamoz tip kanserdir. Cinsel geçişli hastalıklardan human papilloma virusu enfeksiyonunun vajina kanserine (vaginal kanserlere) neden olduğu düşünülmektedir.
YAKINMALAR : Vajina mukozasında gelişen kanser travmaya hassastır. Bu özelliği ile özellikle ilişki sırasında ve sonrasında kanamaya neden olur. Ayrıca idrar torbasına ve kalın barsağa yakınlığı nedeni ile bu organlarla ilgili yakınmalara neden olabilir. İdrar yapma problemleri, idrar yaparken yanma, kanama ve ağrı, dışkılama sırasında ağrı ve kanama şikayetleri olabilir.
Vajina kanserinin (vaginal kanserler) tanısı : Jinekolojik muayene sırasında vajina duvarında kanamalı erozyone veya tümoral alan görülür.
vajinal duş gebelikten korunma Vajinal duş ile gebelikten korunma yetersiz bir yöntemdir. Spermler boşalmadan 90 saniye sonra bile rahim ağzına yerleşmiştir. Yani pratik olarak, vajinal duş ile gebelikten korunma yöntemi ile boşalmadan sonra vajeni temizleseniz bile, spermler çoktan rahim ağzını geçerek tüplere doğru yönlenmiş olabilir. Bu yöntemle korunmaya çalışan kadınlar, yetersiz korunmalarının yanı sıra, tekrarlayan enfeksiyon riski taşırlar. Vajenin iç örtüsü, bu bölgeyi koruma altına alan özel flora ve salgılarla kaplanmıştır. Vajinal duş / yıkama bu doğal korunma örtüsünü ortadan kaldırır. Enfeksiyon etkenleri korunmasız kalan vajen iç dokusuna nüfuz ederek kötü kokulu akıntı vb. kronik şikayetlere neden olur. Vajenin su dışında bazı solüsyonlarla (oksijenli su, sirkeli su, bitki suları vb) yıkanması da aynı şekilde etkisiz ve zararlıdır. Bu yöntemi bırakmalı, doktorunuzdan daha etkin ve sağlıklı bir korunma yöntemi istemelisiniz.
vulva kanseri Kadın dış üreme organlarından vulva büyük ve küçük dudaklar, klitoris ve vagen girişini içeren bölgedir. Kadınlardaki kanserlerin %3'ü vulva kanseridir. Sıklıkla menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Vulva kanserlerinin büyük bir kısmı squamoz tipte kanserlerdir. Yani cildi de döşeyen çok katlı dokunun kanserleridir. Bunun dışında özel kanser tiplerinden olan Paget hastalığı, bazal hücreli kanser, ve malign melanom da vulvada görülebilir.
Vulva kanserleri lokal olarak büyüyerek çevre doku ve organlarada hasara neden olurlar. İlk önce vulvada ülser şeklinde veya tümör şeklinde ortaya çıkar. Zaman ilerledikçe vulva bölgesindeki organlara , idrar yollarına, anüse, ve vaginaya ilerler. En son aşamada lenf damarlarına ulaşarak vücuda yayılır.
ŞİKAYETLER : Vulva cildinde eskisine nazaran sertleşme, kabarma şeklinde ortaya çıkar, çoğu kadın bu farklılaşmayı hisseder. Vulva cildinde ki renk değişikliğinin de kanser olabileceği bilinmelidir.
yardımcı üreme teknikleri mikroenjeksiyon YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ : Çocuk sahibi olma konusunda herhangi bir problemle karşılaşan çiftlerde çeşitli tetkikler ile bu olumsuzluğun nedeni araştırılır. Belirlenen nedene yönelik çeşitli ilaç tedavileri ya da cerrahi tedavi uygulanır. Bu girişimlerden sonuç alınamadığı taktirde, yardımcı üreme teknikleri olarak da bilinen Tüp Bebek mikroenjeksiyon veya TESE yöntemlerine başvurulur. Çiftlerin çoğu için bu yöntem en son ve en iyi ümit kaynağıdır.
İN VİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO TRANSFERİ (IVF-ET) NEDİR ? In vitro fertilizasyon; kadının yumurtalıklarından bir ya da daha çok sayıda olgun yumurta hücresinin alınarak, bunların kadının eşinden alınan sperm ile vücut dışında özel bir ortamda döllenmesidir. Embriyo transferi ise döllenen bu yumurtaların rahime yerleştirilmesidir.
yumurtalık kanserleri over kanseri Kadın üreme organlarından gelişen kanserler arasında ikinci sıklıkta görülenidir. Sıklıkla 50-70 yaş kadınlarda görülse de her yaş grubu kadında ortaya çıkabilir. Kanserler geliştikleri hücrelerin tipine göre adlandırılır, bu hücrelerin özelliklerine göre değişik davranış özellikleri göterir ve tedavisi farklı olabilir. Bu açıdan bakıldığında yumurtalıklarda çok değişik özelliklere sahip hücre bulunmaktadır. yaklaşık on çeşit yumurtalık kanseri tipi vardır. Genel olarak yumurtalık kanserleri yüzeyel olarak yayılır. Karın içersinde bulunan yumurtalıklardan gelişen kanser dokusundan dökülen kanser hücreleri karın içersindeki diğer organların yüzeylerine tutunarak karın içersinde yayılır. Tüplere diğer yumurtalığa, barsak ve periton yüzeyine, omentum dokusuna, karaciğer ve dalak yüzeyine ve diafragma altına kadar yayılabilir. Yumurtalık kanserinin kan yolu ile yayılması oldukca ileri evrelerde olmaktadır.
KAYNAK: www kadin.hastaliklari com




- Ayrılık Cümleleri ve Anlamları elveda - Anasayfa  |  BitLi Forum  |  Arama  |  Astroloji  |  Makaleler  |  Müzik  |  Sinema  |  Oyun  |  Yaşam  |  İndir


eXTReMe Tracker